Bu kitabı alıp almamakta tereddüt etmiştim. 80 sayfalık bir kitaba bu kadar para verilir mi diye düşünmüştüm. Ama okuyunca içeriğinin, birkaç ciltlik kitaplardan daha geniş olduğunu gördüm.
Kitap, her ne kadar 1930'lu yılları anlatsa da, büyük ölçüde günümüz Türkiye’sinin koşullarıyla da örtüşmektedir.
Bu kitabı okuyunca, Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanlarının hiç değişmediğini göreceksiniz.
Şimdi kitaptan birkaç paragraf aktarmak istiyorum:
"Farmasonluk, milliyetçiliğin düşmanıdır; milliyet tanımaz. Ona göre farmasonluğu kabul eden herkes "birader"dir. Hangi milliyetten olursa olsun... Masonluk dinlerin de hasmıdır. Yalnız Yahudiliğe müsamaha eder."
"Müsaadenizle size bir hatıramı nakledeyim: İsmini alenen söylemeyeceğim bir jandarma yüzbaşısı şu değerlendirmede bulunuyordu: "Bir harp olursa, ben karşımdaki masonlara silah çekmem. Eğer icap ederse silahı onlara değil kendi bağrıma sıkarım." Masonluğun tahrifatını görüyor musunuz?"
"Büyük Türk gençliği, mefkûresini masonlukta bulamaz. O, idealini on bin yıllık Türk tarihi kokan bu topraklarda, bütün bir medeniyete on bin yıl üzerinden bakan milletinin bağrında bulabilir. Her şeyden evvel Türküz, her şeyden sonra yine Türküz. Onun için yaşarız, onun için ölürüz."
Ülkemiz üzerinde oynanan oyunları daha iyi anlamak için bu kitabı mutlaka okuyunuz...