Mehmet Coşgundeniz beni affetsin; ama bu kitabın niçin yazılmış olduğunu anlayamadım. Kitabın ismine bakınca insan etkileniyor. Samimi ve içten, lekelenmemiş, maddiyata bağlı olmayan gerçek aşkların anlatıldığı bir kitap sanılıyor. Oysa içini açıp da okumaya başlayınca insanın da içi kararıyor. Elbette güzel ve etkileyici, insana ders veren hikayeler de var. Ancak bunlar azınlıkta kalıyor. Adamın biri çıkıp "Artık ben de altayorum, hatta birinde 4 sevgilimi birden aynı masaya oturttum" diyebiliyor. Ya da bir kadın kendinden yaş olarak küçük, çocuk sayılacak bir gençle kocasını aldatmasının haklı yönlerini anlatmaya çalışıyor. Bir diğer kadın kocasının ilgisizliğinden yakınıp başkasıyla evli olduğunu saklayarak ilişki yaşıyor. Sevgilisi onun evli olduğunu öğrenip ondan ayrılınca, "Mutlaka kocamı yine aldatacağım; ama bu kez evli olduğumu söyleyeceğim." diyor. Bu nasıl bir iştir ben anlamadım.
Unutmayalım ki bu tip kitapları, damarlarındaki kan yeni hareketlenmeye başlayan milyonlarca genç insan okuyor. Toz pembe bulutlar üstünde dolaşan lise çağındaki insanlar bunlardan etkileniyor.
Aşk elbette güzeldir. Aşk hikayeleri elbette insanlara ders verir, onları yaşamın gerçekleriyle yüzleştirir. Sevdiği insandan ayrılma ihtimalinin hüznünü, sevenlere aşılar. Ama bu kitaptaki hikayeler temiz aşkı anlatmak yerine tamamen cinselliğe dayalı olayları konu edinmiş. Kocasıyla ya da karısıyla bağı kopan bir insanın bu durumla savaşı anlatılmak yerine, teselliyi başka kollarda aramasına yer verilmiş.
Mehmet Coşkundeniz, bu kitabı hazırlarken kensine gelen mektuplardan yararlandığını önsözde belirtiyor. "Bana hikayenizi gönderin diğer kitaplarda sizin de hikayeniz bulunsun." diyor. Bence bunu yapmasın. Hayalinde bir aşk yaşayıp en temiz duygularla onu bize anlatsın. Cinsellikten uzak, genç insanlara ders niteliğinde hikayeler bulup yazsın. Kendisinden rica ediyorum.
Saygılarımla...