Emekli olmasına bencilce sevindiğim bir insanın daha çok yazmasını bekliyorum. Daha çok, daha çok! Elbette işler öyle yürümüyor; herkesin popisinin farklı olması gibi yazma süreci de farklı. Ne bileyim işte, çok büyük yazar Anar.
Anar'ın isim sembolizasyonlarına özellikle dikkat etmek lazım. Okuduğum üçüncü kitabıydı ve üslubunu birazcık anladığımı düşünüp isimlere özellikle dikkat ettim. Birçoğundan belli bir çıkarım yapabildim, bunda Anar'ın okuyucuya sağladığı -diğer gizlere göre nispeten- kolaylığın yanında benim okuma şeklim de etkili oldu. Fakat bazı isimlerde kafa patlatmama rağmen başarılı olamadım ve Anar'ın kurgusunda zevkle, kör topal ilerleyen bir okuyucu olarak sona gelince koca bir, "Vaays!" çektim. Sonucu ince bir örtüyle gizliyor Anar; bir şeyler görebiliyoruz fakat arda geçmeden anlayamıyoruz/emin olamıyoruz.
Romanın birbirine geçmiş iki katmandan oluştuğunu söyleyeceğim, Kitab-ül Hiyel'de ve Puslu Kıtalar Atlası'nda da aynı olay vardı ki Anar'ı Anar yapan da bence bu. İlki bildiğimiz, gördüğümüz olay örgüsü. Maceralar, fantastik gibi yerler, zamanlar, insanlar. İkincisiyse, işte olay burada; bir alt kurgu. Çok iyi gizlenmiş, ilk katmanda ipuçları verilen ve ağır ağır ortaya çıkıp okuyucunun keyfini tavan yaptıran felsefi veya mitolojik, ya da bu ayarda bir şey.
Anar'ın kitabın başında girip çıktığı ortamların ve olayların kazandırdığı büyülü atmosferin ardından gemiye geçiyoruz, Anar'ın okuyucuyu hazırlaması yine mükemmel.
17. Yüzyılın Osmanlı Devletinde Konstantiniyye'den yola çıkan bir geminin adıdır Amat. Meşe ağacından yapılmış bu geminin rivayeti odur ki 247 ölmüş gemicinin gömüldüğü mezarlıkta üç ayda boy vermiş meşe ağaçlarından yapılmıştır. Kimine göre bir lanet kimine göre ise bir kehanetin gerçeğe dönüşmüş halidir Amat. Eski denizcilik terimleri başta biraz zorlasa da bir süre sonra alışıyorsunuz. Kitabın kurgusu ve yazarın anlatımı bu terimlerin ağırlığının önüne geçiyor ve kendinizi direkt hikayenin içinde buluyorsunuz. Denizde yaşanan müthiş bir serüven, savaş, ganimet, veba, ölümsüzlük arayışı ve felsefe olmazsa olmazı.. İyilik ve kötülük, günah ve sevap neydi, bunca günah nasıl temizlenebilirdi, vicdan günahları temizlemeye yeter miydi.. masal tadında ama masal olamayacak kadar da gerçekçi bir anlatımla yazar yine yapmış yapacağını. Deniz ve denizciliğe dair çokça kelime öğrenmiş oldum bu kitapla.. okumak isteyenler için itinayla önerilir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Anar’ın kitapları hayatımda okudum en iyi kitaplar. Fakat AMAT için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. çok fazla terim olduğu için uzun zamandır ertelediğim bir kitaptı. okurken neden bu kadar ertelediğimi tekrar anladım. denizcilikle ilgili çok fazla terim var, okumayı az da olsa kolaylaştırmak için daha sade yazılabilirdi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
17. yüzyılda İstanbul’dan yola çıkan Amat adlı gemide meydana gelen olayları anlatan roman, yazarın diğer romanlarından farklı olarak daha çok “eski” denizcilik terimlerini yazarın kitabında kullanmıştır. Amat Özeti 17. yüzyılın sonunda, bir gemi mürettebatını Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da toplar. Gönüllü katılıma dayalı bu korsan gemisi, Akdeniz’de iki Osmanlı gemisini batıran Avrupalı korsanlarla savaşmak için bizzat hükümet tarafından görevlendirildi. Geminin kaptanı, gemisine Eşek İsrafil adında bir çocukla binen Kaptan Diyavol Paşa’dır. 40, 50 yaşlarında, altın işlemeli büyük bir kukuleta takan bu adamın uçağa binmesi ilahi düzeni bozmak demektir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
belirli bir okuma birikimi ve kelime hazinesi isteyen akıcı eğlenceli hüzünlü gerçeküstü büyülü gerçeklik postmodern dokunuşlar büyük bir emekle yazılmış muhteşem bir kitap. tam bir edebiyat şöleni ...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ilk okuduğunuzda hemen kendine bağlayan bir tarzı yok, okudukça anlıyor, öğreniyorsunuz ve bir daha bırakamıyorsunuz,hatta okuduğunuz kitapları bir kere daha okumak istiyorsunuz
“Puslu Kıtalar Atlası” ve “Efrasiyab’ın Hikayeleri” nden sonra okuduğum üçüncü Anar kitabı oldu. Denizcilik jargonunu çok fazla kullandığı için beni okurken biraz yordu ama hikaye çok güzel…
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın ilk Puslu Kıtalar Atlası'nı okumuştum ve hayran kalmıştım. Şimdi de Amat'ı okudum ve bir kez daha hayran kaldım. Nevi şahsına münhasır üslubu ile mükemmel bir okuma zevki sunuyor. Sakın es geçmeyin.
Yazarının denizcilik araştırmaları yaptığı net olarak anlaşılıyor. Kitaptan denizcilik jargonuna ait cümleleri, sözcükleri, ifadeleri çıkarın ortada pek bir şey kalmaz. Bu jargonu üst derecede kullanmış ancak olay örgüsü, karakterlerin analizi çok karmaşık. Ayrıca kurguya ironik aktarımlar ekleyerek dayanak oluşturmuş havası vermesi cahil cühalaya göre olmuş.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İhsan Oktay ANAR okumayanlara özellikle tavsiyemdir. Masalsı anlatımı ve kitabın içeriği sizi alıp götürecek merak etmeyin. Yazarın her eserinde gözünüze çarpacak olan kelime haznesi ve tarihi bilgisi de ayrıca değerli. Keyifli okumalar dilerim.