Başkası Olduğun Yer
Başkası Olduğun Yer
13Yorum
Arkilen
14.01.2017
Yazarla beraber sizde içsel bir yolculuğa çıkıyorsunuz. Kelepir kitaplardan seçerek almıştım. çok ta beğendim. Köşe yazılarından tanıdığım yazarın bu kitabı da başarılı. tavsiye ederim
haciyatmaz
13.11.2014
Aile saadeti , evlilere, evleneceklere tavsiyemdir. Muhakkak okunmalı
thearnavutkaldirimi
19.06.2014
Dil oyunlarını ve düşünmeye açık kitapları sevenler bayılacaklar...
Hasan DENİZ
Kitapkurdu
08.06.2011
farklı bir bakış açısı, insanı sıkmıyor ve kendisini okutuyor. okuturken düşündürüyor. güzel bir kitap
fakir-i pür-taksir
Kitapkurdu
25.01.2011
Kimi yerlerini altını çizerek okuduğum, anlatımı değişik fakat anlayabilecek olana güzel gelecek bir kitap. Tavsiye ederim...
Elif kütükcü
Kitapkurdu
31.07.2010
alışageldiğimiz roman tarzından farklı bir kitap. bir olay örgüsünden ziyade daha çok birşeyler söylemiş okuyucuya yazar. tamamen olaylardan bağımsız olsaydı deneme türünde denebilirdi. yazdıklarım olumsuz gibi düşünülmesin çünkü okumaktan çok keyif aldım kitabı. anlattıkları ve söyledikleriyle bu pek de tanımadıgım yazar gözümde iyi bir yazar olarak yerini aldı.
entelkaktüs
Kitapkurdu
27.02.2010
çok güzel bir kitap...kesinlikle tavsiye ediyorum..modern dünyanın insana yaşattığı ikilemleri çok güzel ifade etmiş yazar..bence her okuyan kendinden bir şeyler bulabilir bu kitaptan..yazarın anlatımı çok etkileyici..
raem
01.07.2008
Leyla İpekçi'nin tarzına âgâh olmam hasebiyle kitabı okurken herhengi bir okuma zorluğu çekmedim. Leyla Hanım beni düşünce dünyasında ve ruhunun derinliklerinde müthiş bir yolculuğa çıkardı. <br /> Bu kitap mutlaka içinizde biryerlere çok iyi gelecektir.
aneske
Kitapkurdu
09.05.2008
hayatı anlatmaya nereden başlamalı? bin bir yüzlü dünyanın bir yüzünün bin bir vechesinden hangisini seçmeli? şimdi buradayım evet, peki aklım binlerce düşünceden hangisinin esiri? zamanın içinde kulaç atmak gibi bir cümleyi yazarken buldum şimdi kendimi... az önce gözlerimi kapatıp kollarımı kullanıp denedim de hani... hadi, bunları bırakayım da geleyim içinden geçip kendimin, gireyim başkası olunan o yere...

dev gibi bir kadın var karşımda, kucağında bir kuzu... kurban kesmenin kurban etmenin ne demek olduğunu daha iyi anlatan bir başka eser bulunabilir mi bilmiyorum... ilmi bir eser ile karşı karşıyayım diyorum.

neden bu kadınlar.. bu sesler.. hayat gibi bir telaş almış götümüş camileri.. der demez.. Allahuekber .. ve gözyaşları.. diyen bu dev kadından, karma değil kadınlar ve erkekler ayrı bir şekilde namaz kılmak nedendirin cevabını almak ister misiniz?

çok basit şeyleri anlattığına yemin ederim.. lakin kafasından geçen HERŞEYİ birini bile içerde bırakmayarak! ve anlatmak istediğinden asla sapmayarak! ve anlatmak istediği: varoluşun hiç bir anı , biriken onlarca farklı kitap, uçuşan saçlar ile boynundaki fular, unutulmaya dahi yüzü olmayan pişmanlıklar ve iftihar tabloları, kir kese kan ter- berrak elişi sabun bezi su ve bebek kokusu ... hiç biri birbirinden ayrı değil... derdi çok, derdi büyük, büyük bir kadın... soğan doğrarken, felsefi akımlardan geçip bir edebi eserin bir cümlesinde duran ve soğanları öylece bırakıp kapıyı çarpıp çıkıp o soyut cümlenin tezahürünü arayan... hayır ben bu kitabı anladığımı iddia edemem. bir kadının kendini dökmesi öyle anlaşılır birşey değildir... o dökülen kadını bilebilmek mümkün değildir zira... bu kadın bir şey söylemek istemektedir. onca cümlenin varmak istediği tek bir şey var. tasavvuftan seküler hayata, ibni arabiden hegel e marks a, uzun saçtan kazıtılmış bir kafaya, biriken kavanozların kafamdaki ağırlığından hatıra kalışlarındaki hafifliğe ve sayamadığım daha nelere elini dilini uzatan kadın, teslim olmuştur... ellerini kaldırmış,içindeki duayı zikretmiş ve kendisini rabbin kapısında bulmuştur.. başkası olduğu o yere kavuşmuştur.........

bir gün bir yerde gözlerine bakmayı istediğim leyla ipekçi o kadının ta kendisidir.
KY-502002
20.04.2008
Çok güzel bir kitap. Çok güzel bir iç tahlil ve dış gözlem. Bir bayanın dünyaya bakış açısı çok güzel şekilde resmedilmiş. Ama tabi okumaya başladığınızda zorlanırsınız .Çünkü kelimeler sanki sizinle dalga geçercesine ahenkli ve bir o kadar da değerli ki anlaşılması zor. Kendinizi kaptırınca çok akıcı oluyor. Özellikle bayanın arkadaşlarıyla çay bahçesindeki sohbetine ve kuafördeki iç hesaplaşması ve onlara söylediği söz çok güzeldi. Yazarı tebrikler mutlaka okuyun.Tam bir Leylâ İpekçi şaheseri.
Murat Kara
10.08.2007
Uzunca bir süre aradıktan sonra nihayet siteden temin edebildim.
Zor cümlelerle başa çıkmak için epeyce dikkat etmek gerekiyor. Cümleleri anlamak için daha dikkatli okumak gerekiyor.
Kitaba baktığımda, orta sayfalardan sonra altını çizdiğim cümleler daha çok. Belki de yazarın üslubuna alışkanlık kazandığım için.
Beş vakte göre bölümlendirdiği kitabın anlatımının da bu zamana özel olacağını düşünmüştüm. Ama babaannenin ölümü nasıl karışık bir şekilde yer ediyorsa romanda, bölüm başlığında ifade edilen vakte göre de cümleler farklılık arz ediyor.
Aşağıdaki cümlelere nasıl giriş yaptı anlamıyorum ama cümleleri okuyunca da ne oluyor (n'oluyor) dedim:
"Vaftizci Yahya mesela, dünyada bu ismin verildiği ilk kişiyken, kıyamte vakti ölümü öldürme imtiyazını Allah ona niçin vermişti? 'Yaşıyor' anlamına gelen ismini bu yüzden mi almıştı, yaptığı işin isim vermek olması da bir işaret miydi?
Rönesans'a açılan ilk kitaplardan kabul edilen Yeni Hayat'ında Dante, kendisi doğmadan kırk yıl önce ölen İbn Arabi'nin Arzuların Tercümanı adlı kitabından, Palacio ve Guenon gibi araştırmacıların fark ettiği üzere fazlasıyla etkilendiği ve İlahi Komedya adlı kitabında astronomik gökleri, gül çemberleri, ilahi nuru çevreleyen melekleri İbn Arabi'nin tasvirlerine inanılmaz benzerlikler taşıdığı halde, neden İslam peygamberini cehennemin en alt katında tasvir etmişti, neden İbn Arabi'den bahsetme gereği hiç duymamıştı?"
Normal anlatımla birlikte düşünmeye iten cümleler de var.
Güzel, güzel olduğu kadar da okunması yorucu bir kitap...
cedere
16.08.2006
"Başkasından öğrenilemeyen şeyler vardır." Aslında yazar öğrenemeyeceğimizi, anlayamayacağımızı bile bile bu gibi şeylerden bahsediyor bize.

-Sabahları aynı saatte öten bir horozun ne dediğini anlıyorsun artık. Ve tepende cik cikleyen kuşları... Şimdi aynı şeyi söylüyorsunuz. Farklı dillerde...
-İlahi adaleti bu dünyada arayanlar korkaktır. Korkaktırlar çünkü dünyayı böyle kutsamakla gerçeklik sezgisi bir dogma gibi dehşete düşürüyor onları...Bir dogma dünya. Beklentisindeler hep. Tanımadıkları insanların duası ulaşmıyor onlara. Zevkine eremedikleri bir bilgiye sabretmeleri için sen mi ikna edeceksin onları?
-Günah.Vahye direnmek değildir, hayır. Vahyi kabullendikten sonra başlamıştın çünkü günah işlemeye.Günah kalbinin açılmasıyla adını taşımaya başladı sende. Suç ve cezayı kendinden bilmeye başladığında...
tan0006
Kitapkurdu
23.10.2005
Baştan belirtmek gerekir ki, 'zor okunan' bir kitapla karşı karşıyayız; ilk sayfadan itibaren sert bir metin, kendini kolay kolay ele vermeyen bir konu, alışılagelmiş karakterlerin çok uzağında bir kahraman... İlk romanı Maya ile Milliyet Sanat dergisinin 'ilk kitap ilk baskı' adlı yarışmasında birincilik ödülü alan Leyla İpekçi yeni kitabı Başkası Olduğun Yer'de Türk edebiyatında pek az denenmiş bir roman tekniğiyle okur karşısında. Nasıl tanımlarız en özet hâliyle Başkası Olduğun Yer'i? Kitap boyunca hissedilen şiirsel bir dil, felsefi denemeyle iç içe geçmiş bir üslupla anlatılmış bir iç dönüşüm serüveni, desek yeridir; eksik kalır ama.
Ölüm-yemek-yaşam örgüsüyle açılıyor kitap. Bir ölüm (ölen, roman kahramanının babaannesidir) sonrası, yazar, kronolojik bir sıra gütmediği için ölüm öncesi başlaması da mümkün- başlayan iç dönüşüm yolculuğu, pencerenin hemen dışından başlayan ve oradan ufka hatta giderek en uzak yıldıza kadar her şeyle bir çatışma hâli. Dünyanın ve elbette ki insanlığın- gidişatından memnun olmayan 'kafası bir hayli karışık' kahramanımız, hayatı yeniden anlamlandırırken bir yandan da hem kendisi hem de çevresindeki her şeyle çatışmaya başlar. Onu bu dünyada mutlu edecek tek bir şey kalmamıştır. Ve giderek huzuru 'inanç'ta bulur: "Bilim ışığının, din mumunu söndürmesi koşuluyla başlıyordu halbuki bizim aydınlanma çağımız." Derken İbn Arabi, Farabi, İbn Meserre, İbn Haldun girer devreye ve kahramanımız da öğrenir 'Harflerin İlmi'ni... Kutsal kitaplar, hem yazarın hem de romandaki kahramanın başvurduğu yol göstericilerdir artık... "Telefonların fişini çekmiş, perdeleri indirmiştim. Ancak Kaşani'nin, Konevi'nin, Izutsu, Chittick ve Schimmel'in, Konuk'un, Nablusi ile Buhari'nin ve onlarca başka sırdaşımın ruhu benimleydi. Görünmez ama bilinir bir halkaya dahil olmuştum.
Hava soğuk, içerisi buz gibiydi. İftar ile sahur arasındaki vakit boyunca varoluşun harflerden zuhur etmesiyle, nemli, kuru, soğuk ve sıcak harflerin dilde ve havada bıraktıkları yankıyla besleniyordum. Oruç tutuyordum ve dini idrek etmeden O'nu bilmenin imkansızlığını anlamıştım."
Neresinden bakarsanız bakın, ilginç bir kitap Başkası Olduğun Yer.
Yüzlerce romanın yayımlandığı bir ortamda bakalım tartışılacak mı, yoksa görmezden mi gelinecek...