Yitik Ufuklar
Yitik Ufuklar

Kitapyurdu Fiyatı: 158,34TL

Ürüne Git
3Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Yitik Ufuklar
James Hilton’ın 1937 ve 1973’te olmak üzere iki kere sinemaya da uyarlanan kült romanı Yitik Ufuklar’ı seneler evvel okumuş, hakkında yazmamıştım, yeniden okudum, yazıyorum şimdi. İki büyük savaş arasındaki dönemdeyiz, iç savaşın patlaması üzerine Çin’i terk etmeye çalışan İngiliz ve Amerikalılardan oluşan dört kişilik bir grubun kendini Tibet’teki Şangri-La Manastırı’nda bulmasıyla gelişen gizemli olayları okuyoruz. Romanın ne derece kült olduğunu şöyle anlatayım: Hilton’ın yarattığı Şangri-La öyle ikonik bir imgeye dönüşüyor ki, Çin’in Yunnan bölgesindeki Zhongdian şehri 2001 yılında adını değiştiriyor ve Şangri-La yapıyor. Edebiyatın hakikati büktüğü o bayıldığım anlardan birinin vuku bulmasına sebebiyet vermiş bir kitap yani mevzubahis. Bu kitabı yine okurken yaşadığım duygu çok tanıdıktı: çocukluğumda yorganın altında annemden gizli macera romanları okurkenki heyecanımın aynısı. İnsanı hayal kurmaya çağıran o metinlerden biri bu, bir yandan da dünyaya dair bildiklerini sorgulatan bir metin tabii. Baş kahramanımız bu dört yolcudan biri olan İngiliz diplomat Conway. Manastırda kalıp oradaki keşişlerle ve nihayetinde başlarındaki Yüce Lama’yla ilişkilendikçe büyük bir aydınlanma yaşıyor. Manastırdakilerin temel felsefesi olan “ılımlılık” meselesini uzun uzun anlatıyor Hilton - bizim gibi “daha fazlasını iste” çağında yaşayan modern insanların kavramakta güçlük çekeceği bir perspektif bu. Ilımlı olma konusunda bile ılımlı olmaya çalışan, aşırıya kaçmayan bir yaşam felsefesiyle yaşayan bir grup insanın içinde, savaştan çıkmış, insanın en acımasız yüzünü görmüş Conway’in yaşadığı (veya yaşayamadığı) dönüşüme tanıklık ediyoruz. Şu cümle sanırım keşişlerin dünya görüşünü çok iyi özetliyor: “Bizler kusursuz yönetmek için yönetmekte aşırıya kaçmamak gerektiğine inanırız.” Tüm dünyanın gitgide daha kontrolcü ve otoriter olmaya başladığı bir dönemde bunu okumak pek acıklı oldu açıkçası. Bu arada kitabı 1933’te yazmış olan Hilton’ın yaklaşmakta olan yeni büyük savaşı da ne kadar isabetli şekilde sezdiğini de eklemem lazım. Kendini büyük bir merakla okutan leziz bir roman Yitik Ufuklar. Arz ederim.
resul68
Kitapkurdu
Hikaye, dört yolcunun bir uçak kazası sonrası Himalayaların batı sınırının ötesindeki Kunlun Dağları’nın daha az bilinen tepelerine inişiyle başlıyor. Karşılaştıkları kültürü birkaç kelimeyle özetlemek gerekirse: kapitalist sistemin insana dayattığı çıkmazlara karşı bir “ilaç” olan ılımlılık, minimal yaşam ve aşırılıktan kaçınma ön plana çıkıyor. Bu yaşam biçimi, insanların mutluluklarını hatırı sayılır ölçüde artırıyor. Ayrıca, kültürdeki insanların kısmen ağırbaşlı, kısmen faziletli ve kısmen de dürüst olmaları, yaşamı heyecanlı ve sürdürülebilir bir anlayışla sürdürmelerine olanak tanıyor. James Hilton, bu arayışı şu sorularla derinleştiriyor: İnsanlardan uzak bir kültürde yaşamaya devam mı etmeli, yoksa oradan kaçmalı mı? Kitabı okurken aklıma rahmetli Bülent Akyürek’in Satılık Adam kitabındaki şu cümlesi geldi: “İnsanların arasına karışmak bir intihar girişimidir.” Bu sözün Tibet’te yaşayanları kapsamadığını düşünerek okumanızı tavsiye ederim.
Muzosist
Üstat
Yitik Ufuklar, dünyaya “Shangri-La” kavramını kazandıran, sakin ama derin bir roman. Gizemli bir uçak kazasıyla Himalayalar’daki gizli bir vadiye ulaşan bir grup insanın hikâyesi üzerinden, modern dünyanın yorgunluğuna karşı bir sığınak hayali kuruyor. Zamanın yavaş aktığı, aşırılıklardan uzak bu ütopyada huzur; ilerleme hırsı, savaş ve doyumsuzlukla yıpranmış insanlık için bir alternatif olarak sunuluyor. Romanın merkezindeki Conway, Shangri-La’ya kusursuz olduğu için değil, sunduğu denge nedeniyle bağlanıyor. 1933 yılında yazılan, iki dünya savaşı arasının ruhunu taşıyan Yitik Ufuklar, bir maceradan çok bir düşünce romanı. Okura sessiz ama güçlü bir soru bırakıyor: Gerçek huzur mümkünse, onu seçmeye cesaret edebilir miyiz? Okuyunuz efendim...