On beş öyküden müteşekkil bir kitap Antarktika, bazı öyküleri çok sevdim, bazıları çok yer etmedi zihnimde. Odağında ağırlıklı olarak romantik ilişkiler olan, Keegan’ın her zamanki gibi süssüz, yalın, kısa cümlelerle dillendirdiği öykülerinin hepsinde bir tuhaf hüzün ve tekinsizlik var. Kurulamamış bağlar, birbirini anlayamayan insanlar, yas, kayıp, boşluk duygusu öykülerin ana damarları olarak beliriyor.
Kitaba da ismini veren ilk öykü bence kitabın en iyi öyküsü. Kısacık bir aldatma hikayesi okuyoruz ama o kadar iyi yazılmış, o kadar güçlü imgelerle örülü bir öykü ki, uzun süre benimle kalacak. Bunun dışında Cesaretin Varsa Kay, Yanan Palmiyeler ve Vesikalık Çorbası öykülerini sevdim ancak açıkçası novellaları kadar etkili bulamadım öyküleri ben. Evet yine çok sinematografik metinler, Keegan atmosfer yaratmayı çok iyi beceriyor ama bana bir parça zayıf geldi maalesef. Bu kitabın çok sevilip çok övüldüğünü biliyorum fakat nedense benim umduğum kadar içime işlemedi. Okurken keyif aldım fakat birkaç gün sonra kitabı elime aldığımda pek çok imgenin ve duygunun kayıp gittiğini fark ettim. Bazı öykülerde aynı şeyi tekrar okuyormuşum gibi hissettim bir de, kafamda ayrışamadı metinler. Bilemiyorum, belki yanlış zamanda okudum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
öykülerde ki olayların içinde gibi hissetme olayını çok nadir yaşarsın yazar bunu çok iyiyi yapıyor sanki ordasın olaya tanıksın en sevdiğim yazarlar arasında yerini aldı bu yeni kitabıda hemen temin ettim ve çok beğendim