Kemikler Vadisi polisiyeyle doğaüstünü Miami'de bir araya getirerek sürükleyici bir macera sunuyor. Bu nedenle de Michael Gruber'in hem Stephen King hem de Graham Greene okuyucularının sevecekleri bir yazar olduğunu söyleyebiliriz. Kitap, Miami'de bir otel odasında Sudanlı bir adamın vahşice öldürülüp balkondan atılmış hâlde bulunmasıyla açılıyor. Olay yerine ulaşan dedektif Jimmy Paz, bu olayın bir bakışta çözülebilecek bir olay olmadığını anlıyor elbette. Bunu düşünmesindeki en önemli etken, öldürülen adamın bir yabancı olması, öldürülüş biçiminin garipliği ve olayın tek şüphelisi gibi görünen Fransız kadının ilk bakışta saçma sapan izlenimi veren ifadeleri...
Kadın, öldürülen adamın odasında, parmak izleri her yerde... Daha ne kadar kolay olabilir ki bu cinayeti çözmek? Oysa kendini Emmylou Dideroff olarak tanıtan kadın, yazılı ifade vermesi istendiğinde, kendisine verilen not defterlerine insan aklının hayalinin almayacağı vahşilikte bir hayat hikâyesi yazmış olduğundan, Jimmy Paz için durum gittikçe karışıyor. Çünkü kadının hikâyesinin ve tavırlarının, cinayetten yırtmak için, deli olduğunu ispatlamak adına yaptığı bir atılım olma ihtimali çok yüksek görünüyor herkese. Paz'a da, işi bir uzmana devretmek düşüyor işin sonunda: Psikolog Lorna Wise. Lorna Wise'ın ilk teşhisi, kadının bir manyak olduğu yönünde oluyor. Ancak kısa sürede, özellikle de defterler yüzünden saldırıya uğrayınca, o da işlerin bu kadar basit olmadığını kavrıyor.