Haluk Sena Hanımın tevafuken radyoda bir söyleşisine denk geldim. Eskiye dair hatıraları tatlı tatlı anlatıyordu. Ve belki bundan daha çok bana tesir eden husus, son yıllarında alzheimer hastalığına yakalanan annesine şefkati,yaklaşımı idi. Bunun üzerine hemen iki kitabını da - "Edep Mektebinden Hatıralar" ile "Osmanlı'da Aile Hayatı" - aldım. Edep Mektebinden Hatıraları dün 2 saatte bitirdim. Bir solukta okunacak bir eser. Hele hele A.Yüksel Özemre hocadan sonra yine İstanbul genelinde, Üsküdar özelinde hatıraları okuyunca, insana pek çek şey o kadar tanıdık geliyor ki! Elbette alınıp okunması lazım. Ama "keşke" dediğimiz yerler de yok değil. Bir defa, kapak, baskı kalitesi, dizgi, içindeki resim-fotoğrafların kalite ve seçimi, yine konu ile ilişkileri sıkıntılı durumlar. Ayrıca yazar, anlaşılır olsun diye "eskimeyen" kelimelerimizi yenileri ile değiştirmek noktasında kendisini çok zorlamış. Haliyle bu durum da biraz sıkıntı oluşturmuş. Yazarın alıntı yaptığı isimler noktasında Yunus Emre ısrarı da biraz abartılı olmuş. Mevzuya uygun başka alim, kanaat önderlerinin daha orijinal sözleri alınabilirdi. Kaldı ki, bence buna hiç de gerek yokmuş. Editoryal sıkıntı noktasında ise: Üsluba müdahale edilmemesi (veya edilmesi) sebebiyle ortaya çıkan didaktik anlatım; kitap bölümlerinin bütünlük arz etmemesi, bölük-pörçüklük. Hulasa; Ahmet Yüksek Özemre, Münevver Ayaşlı, Haluk Dursun vb. den sonra sizi üslup, anlatım tarzı olarak çok memnun etmese de, alın okuyun, okutun.