Beden
Beden

Kitapyurdu Fiyatı: 226,64TL

Ürüne Git
17Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Beden
Kapakta “başyapıt” yazıyor. Baş’ı bırakın, bu bir yapıt mı onu bile tartışabiliriz kanımca. 2025 Booker Ödülü kazananı Beden, büyük bir hayal kırıklığı oldu benim için. Gerçi benim Booker ile anlaşamadığım bininci kez tescillendi, hayal kırıklığı duymamalıyım belki artık, ama işte... İşte. Bu çağın “edebiyat”ına dair sevmediğim pek çok şeyi içinde barındıran bir kitap daha, maalesef. Çocukluğundan başlayarak yaşlılığına dek tam 340 sayfa hayatını okuduğum Istvan’ın nasıl bir insan olduğuna dair 2 cümle kur deseniz, kuramam. Bilmiyoruz zira. David Szalay ana karakterini bize anlatma ihtiyacı duymamış, başına gelenleri sıralamak yeterli gelmiş kendisine. Bir plankton gibi oradan oraya sürüklenişini, düşüşünü, yükselişini ve tekrar düşüşünü okuduğumuz bu adamın karakterine dair bir şey öğrenemiyoruz. Yazarın bunu beceriksizlikten değil gayet bilinçli şekilde yaptığı muhakkak, ama şu temel soru kafamda çınlıyor: Yahu, NEDEN? Şöyle havalı bir cevabı varsa asla kabul etmiyorum: “kendini bile tanımayan bir adamı anlatıyorum, dolayısıyla siz de onu tanıyamıyorsunuz.” Kusura bakmayın ama bunlar bence çok eskimiş sihirbazlık numaraları, şaşı bak şaşır yahut el çabukluğu tadında. Istvan çocukluğunda yaşça kendinden büyük bir kadın tarafından istismar ediliyor ve hayata bu travmayla başlıyor. Yani öyle varsayıyoruz zira ilerleyen bölümlerde bunun kendisini ne biçimde travmatize ettiğine ya da dönüştürdüğüne dair bir şey okumuyoruz. Orduya gidiyor, oradan İngiltere’ye göçüyor filan; bir sürü olay okuyoruz, kitabın önemli bölümü de zaten diyaloglardan oluşuyor. Bu da işte diğer mesele: derinlikli bir sözü olmayan bu kitap, söylediği azıcık sözü güzel de söyleyemiyor. Koca kitapta yan yana geldiği için insanı heyecanlandıran iki kelime olmaz mı? Biz edebiyatı biraz da estetik haz almak için okumuyor muyuz? Bu mudur yani yaşadığımız yüzeysel çağın alkışlanan edebiyatı? Her romanın destansı ya da lirik olmasını beklemiyorum ama bu kadar da değil bence. İlk cümleme geri döneyim: bunu bir edebiyat “yapıt”ı yapan nedir? Her kurmaca edebiyat mıdır? Bence Beden, olmadığının ispatı gibi bir şey. Valla bu Booker yasaklansın. Geldiğim yere bakın.
Serdar Aygören
Serdar Aygören 25 Ağustos 2026
“Reklam ve Yeşilçam" klişelerinden olusmus.Beden üzerine yapılacak ciddi bir analiz, tam da bu çelişkiden başlamalı: Nasıl oluyor da edebî olarak bu kadar eksiltilmiş, psikolojik olarak bu kadar yüzeyde bırakılmış bir roman, “başyapıt” ve büyük ödül söylemiyle sunulabiliyor? David Szalay'ın Flesh adlı romanı Türkçede Beden adıyla yayımlandı ve 2025 Booker Ödülü'nü kazandı. Türkiye'deki eleştirilerde de iki zıt kutup oluşmuş görünüyor: bir kesim romanın “eksiltme” tekniğini büyük bir başarı sayarken, başka eleştirmenler — ortada gerçek anlamda derinleştirilmiş bir karakter ve edebî dünya bulunmadığını savunuyor.
Belgin Bamaç
Kitapkurdu
Hazin bir hikaye. Netflix dizisi izler gibi akıp gidiyor. İyi bir okurum fakat bu kitabın edebî bir değeri var mı, karar veremiyorum. Ama içimde bir tortu bıraktığı kesin.
Serdar Aygören
Serdar Aygören 26 Ağustos 2026
hazin hikaye de Yeşilçam melodramlarinin bile altında kalmış,hele o basyapit hikayesi gercekten edebiyat adına çok hazin çok.
Damla Ç.D.
Üstat
Kitabı okudum, çok da hızlı bitirdim diyebilirim. Başlarda ergen hayatı okumakta zorlandım. Sonra okudukça merakım arttı, ben de hızlandım. Sona çok çabuk geldim ve yazara da biraz içlendim. Trajedi anlatıyorsun ama oldukça basit ve net bir şekilde. Aradan 5 saat geçince anladım. Karakterin sessizliğine, başkalarının onun BEDENİNİ çalmasına ve yönlendirmesine, hayatı tam sevecekken kenara itilmesine içim çok acıdı. Romanda en büyük acılarını bile tek bir cümle ile paylaştı. Karakterin sessiz çığlığı basit cümlelerle anlatılmış.
Damla Ç.D.
Üstat
İlk sayfalarda sıradan bir gençlik hikâyesi okuyacağımı düşündüm. Sayfalar ilerledikçe karakterin değişimini ve kelimelerin seçiminin bile onun hayatındaki dönüşüme eşlik ettiğini fark ettim. Buna rağmen romanın anlatmak istediği düşünce bana tam olarak geçmedi. Merak duygusuyla sonuna kadar okudum ama kitabı bitirdiğimde bende güçlü bir iz bırakmadı.
Derya Nergiz
Kaşif
Istvan isimli bir adamın 15 yaşından yaşlılığına uzanan hayat hikayesini anlatmakta. Istvan sığ bir karakter, hayatı gelişine yaşıyor, derinlik yok, çaba yok, dürtüler var sadece. Bir başarı ya da kayda değer bir şey de yok oğal olarak. Belki günümüz için çok gerçekçi görünebilir ama ben sevemedim Istvan'ı. Kitap 2025 Booker ödülünü aldı ama ne anlatımda ne içerikte özel bişey, edebi bir anlatım bulamadım ben. Tüm bunlara rağmen akıcı ve merak uyandırıcı olduğu için sonuna kadar okuyabildim. Bir pazarlama başarısı olduğu da muhakkak...
Berkay Zengin
Kaşif
Kitap çok sürükleyici 334 sayfa ama tek günde bitirdim buna rağmen ne oldu bana ne kattı deseniz koca bir boşluk yani nasıl bu kadar abartıldı anlamadım
aliakseki
Kaşif
Mükemmel bir kitap olduğunu söyleyemem fakat okuma başladığımda elimden de bırakamadım.
61muci
Kitapkurdu
Büyük bir beklentiyle başladım ama tam bir hayal kırıklığı oldu. Kitap ödüllü falan diye övülüyor ama başkarakter István o kadar sığ, o kadar boş bir tip ki insan okurken daralıyor. Ne bir derinliği var ne de hayata karşı bir duruşu.Hayatta öylece savrulan,birilerinin arkasına sığınarak hayatta kalmayı başaran sinir bozucu bir karakter.
nebiluckan
Bilge
Çok ilginç bi kitap ve yazım dili. Çok beğendim.
karantinalı
Kaşif
Bitirmeden elinizden bırakamayacağınız bir kitap.Merak düzeyini son sayfaya kadar yüksek tutmayı başarmış.
kitapkurdu_39
Üstat
Sosyal medyada görüp merak etmiştim. Baştaki cinsellik kısımları rahatsız etse de bir yandan oldukça gerçekçiydi. Okudukça kitap akıp gitti. Belki sonu beklediğim gibi bitmedi ama kitaptaki o garip donuk, tutuk anlatımı sevdim. Mükemmel olmasa da okunur bir kitap olduğu kanaatindeyim.
Durmuş Ali KIZILCADAM
Kitapkurdu
Benim çok beğenemediğim bir kitap. Ben daha iyi beklerdim.
إرم
Kaşif
ithaki yayınları reklamını çok iyi yaptı aldım h3nüz okumadım ama metak uyandırıcı
kayıp sufi
Hezarfen
Ödül almış bir eser...
hayat=kitap
Bilge
Kolay okunan, merak duygusunu canlı tutan bir kitap. Hayatın neler getirip neler götürebileceği, insanın başına her şeyin gelebileceğini anlatıyor. Derinliği olmayan cümleler kullanılmış, anlatım şekli enteresan.
burakcollu
Bilge
Hayatın nasıl kontrolden çıkıp yitik bir hâle gelebileceğini gözler önüne seren bir roman. Birlikteliklerin ne denli acımasız bir hâle gelebileceğini, sonunda insanı nelerin beklediğini bilmeden hayat yolculuğuna devam ettiğimizi ve acı sonla karşılaştığımızda hayatın anlamsızlığını bizlere gösteren bir kitap. Hazlarla dolu hayatın, bir anda yitik bir hâle geldiğindeki acizliğini; yaşamanın anlamsızlığıyla baş başa kaldığımızda insan ruhunun nasıl etkilendiğini yazar bize göstermiş. Beden hazlarla dolu ama hayat öyle değil. Bedenin içinde yaşarken, hayat bize her zaman onun sunduğu hazları sunmuyor. Bir anda her şey değişebiliyor ve hayat size ders verebiliyor. Acizliğimizi yüzümüze çok acı bir şekilde vuruyor. Roman dili oldukça akıcı. Erkeklik algısı, beden hazları ve sonunda karşımıza çıkan hayat gerçekliği arasında güzel bağlar kurulmuş. Derin bir hikâyeden ziyade, hayatın gerçekliği daha baskın. Booker ödüllü, güzel bir roman.
Caldo
Kitapkurdu
Merakla çevirisini beklediğim kitaptı.