Melanie Klein, Melanie Klein!
Melanie Klein, Melanie Klein!

Kitapyurdu Fiyatı: 123,75TL

Ürüne Git
5Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
Melanie Klein, Melanie Klein!
Cem Tunçer’i takip eden ve zihninin ne kadar ilginç çalıştığını bilen pek çok insan gibi yeni romanı Melanie Klein, Melanie Klein’ı çok merak ediyordum, umduğumu bulduğumu söyleyebilirim. Küçürek öyküden küçürek romana, yani novellaya geçmiş yazar; 105 sayfada epeyce dokunaklı bir aşk hikayesi okuyoruz. Anlatıcımız bize sevdiği kadını ve ilişkilerini anlatıyor – bunu da son derece bu çağa ait bir dille yapıyor. Ben bu dille yazılmış metinleri çok seviyorum; anlattığını haddinden fazla önemsemeyen, büyük laflar etmeye, aforizmalar saçmaya heves duymayan, derdini sade ama kıvrak bir dille anlatan, aralardaki minicik cümlelerle okura dokunmayı başaran, konuşma dilini edebiyata katmaktan korkmayan bir metin bu. Tanıtım metninde şöyle yazıyordu: “Kadın, kimsenin tam olarak ne iş yaptığını açıklayamadığı o insanlardan. Sesi güzel, piyano çalıyor, oyunculuk yapıyor ve ressam. Uzun boylu ve parlak sarı saçları var. Edebiyatı, Bach’ı ve Melanie Klein’ı seviyor. Dışarıdan bakıldığında kusursuz, fakat… Göğsünde bir papatya dövmesi var. Çocuk, işsiz bir yazar. Fallara inanmaya devam ediyor ve kehanetin farkında: Bir gün kusursuz biriyle tanışacak, fakat…” Bu metinden de anlaşılacağı üzere gayet kentli bir hikaye okuduğumuz. Kadın ve adam bir barda tanışıyorlar, ikisinin de ilişkiye dair çekinceleri var, etrafımızda bolca gördüğümüz bağlanma kaygılarını her ikisi de taşıyor, bir biçimde aşıp beraber oluyorlar, birbirlerinin evrenlerine girmekte yer yer zorlanıyorlar, aynı kentte ayrı dünyalarda yaşadıklarını fark ediyorlar, o dünyaları bir biçimde birleştirmeye çabalıyorlar. Bu metinden anlaşılan bir başka şey de tabii ilişkiyi bekleyen bir keder olduğu; kehanet ona işaret ediyor ki onu da kitabı okudukça anlıyoruz, spoiler vermeyeyim ama biraz yürek dağlıyor kitap sonlara doğru. Ezcümle, ben severek okudum, değdi bu hikaye bana. Böyle tanıdık şeyler okumayı; kendi tecrübelerime yakınsayan şeyler görmeyi, bunların iddiasız biçimde anlatılmasını seviyorum. Bir oturuşta okunabilecek zarif bir minik metin.
tumuoamock
Kitapkurdu
Tunçer'in bu novellası aslında yaşanmışlıklar üzerinden, Melanie Klein'ın kim olduğuna ve Nesne İlişkileri Kuramı'nın ne anlama geldiğine dair bize müthiş bir pratik sunuyor. Kurama göre; yetişkinlikteki tüm ilişki dinamiklerimiz, hasetlerimiz, bağlanma biçimlerimiz ve kaygılarımız, bebekliğimizin ilk aylarında dünyayı algılama biçimimizle şekillenir. Dünyaya gözümüzü açtığımız zamanlarda tüm eksikliklerimizi tamamlayan anneyi bir kurtarıcı olarak görürüz. Ta ki ilk hayal kırıklığına kadar. Tunçer, kitabında bu kuramı, karakterlerinin kentli ve nevrotik hayatlarının içine ustalıkla yerleştiriyor. Çocuk'un inandığı "kusursuz biriyle tanışma" kehaneti, aslında kendi içindeki o ideal "iyi nesne"yi bulma arzusundan başka bir şey değil. Kadın ise her ne kadar o kusursuzluk zırhını kuşanmış görünse de, kendi iç dünyasında bağlanma kaygılarıyla ve içsel yıkıcılığıyla savaşmakta. Bir kahve ile okunası güzel bir novella. Tavsiye olunur.
kebruk
Bilge
Çok beğendim bir solukta okumalık
Ayşe Esra Şen
Kitapkurdu
Bir solukta okuduğum, kısa film tadında bir kitaptı. Kadınla kendimi oldukça özdeşleştirdiğim için bende farklı bir yere dokundu. Akıp gitti kalemine sağlık Cem Tunçer
Duygu Sökmen
Kitapkurdu
“Melanie Klein, Melanie Klein!” okurken kendimi bir hikâyenin içinde değil, bir zihnin içinde dolaşıyormuş gibi hissettim. Rahatsız eden, düşündüren, yer yer karanlık ama bir o kadar da içine çeken bir kitap. Özellikle psikolojik derinliği ve yarattığı atmosfer gerçekten çok güçlü. Kolay bir okuma değil ama tam da bu yüzden etkili. Okuduktan sonra aklında kalmaya devam ediyor. Kısacası; rahat okunacak bir kitap değil ama hissettirdiği şeyler çok gerçek ve çok yoğun. Ben çok sevdim.