3Yorum
hsabah
Üstat
Şimdi bu kitabı anlatmaya nereden başlasam diye düşüyorum:) çok katmanlı, Ben Lerner’in zihin yapısına ulaşmak için epey gayret sarfetmemiz gereken hacimsiz ama hacminden büyük bir kitap. Lerner, anlatmış ve durmuş, başka konulara girmiş, ana karakterin oğluna, ailesine ve torununa döndürmüş anlatıyı gibi gözükse de “bağ” kavramı orada inanılmaz coşmuş hatta belki de kendinde olan bir travmayı yansıtmış, bilemiyorum. Okurken yutkundum, boğazım düğüm düğüm oldu. Gelelim Oğul Max ve Anlatıcı arasındaki ilişkiye : -Hangisi gerçek oğul , kan bağı ile maddi mirası devralan mı yoksa manevi (entelektüel) mirasın sahibi anlatıcı mı? Birisi sahipleniyor biri devralıyor :) özellikle belirttim ki bu durumu benden sonra okuyanlar sorgulasın diye. İkisi birbirine rakip mi yoksa hayatın ayrı yönlerini temsil eden gelecek kuşak mı? Hafıza? Gerçek mi yoksa bizim işimize gelen mi?
Furkan Kılıçaslan
Kitapkurdu
beklediğimden güzel kitaptı. sadece arka kapak yazısın görerek almıştım. okuduğum için memnunum.
Billy Casper
Kitapkurdu
Ben Lerner'ın nevrotik hatta kısmen panik atak krizi eşiğindeki karakteri ki, özellikle orta yaşın getirdiği teknolojik nesnelerle yıpratıcı ilişkisinden doğan komiğe göz kırpan trajik bir hikaye. An'ın kaydedilmesini atlanmasının doğurduğu eksikliğinden doğan gerçekliğin yeniden inşası gerçeğin ne kadarı olur sorusu etrafında dönüyor. Ben Lerner'ın tedirgin edici ince bir mizahı bu kitabında da mevcut. Diğer romanlarının belki biraz altında kalmış geldi bana ama günümüzden, canlı, edebiyatın ölmediğinin kanıtı olan bir ses olduğunu test etmek için okunması gerekir.