Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Din ve Siyaset – Dücane Cündioğlu:
“Gerçeklerden kaçılmamalı… ne yüceltilmeli, ne yere batırılmalı… Hepsinden önemlisi, bu tarihin bizim tarihimiz olduğu unutulmamalı. O halde “ben”, kendi ben’inden, hele hele o ben’i ortaya çıkarmış, beslemiş ve büyütmüş olan biz’den asla kaçmamalı!” diyor Dücane Cündioğlu. Bu kitap, yazarın “Bir Siyasi Proje Olarak Türkçe İbadet I” adlı eserinin sadeleştirilmiş ve müstakil olarak yeniden yayınlanmış hali. Genel okuyucuya hitap eden şekli… Anadolu’ya çekilen, küçülen, büyük bir devletin yeniden ve farklı bir yapıda kurulması serüvenini din ve siyaset perspektifinden sunan bu eser, aslında muhteva olarak sadeleştirilmiş olsa da pek çok konuda bildiklerimizin aksiyle bizi yüzleştiriyor. Özellikle yakın tarih konusundaki yetersiz bilgimiz gün yüzüne çıkıyor. Olayları olduğu şekliyle, bağlamı ile birlikte değerlendirmekten çok uzağız. Eseri okuyunca bunu daha iyi kavramak söz konusu... Şunu da unutmamak gerekiyor ve yazar bu bakışı da zaten geliştiriyor; tüm bu yaşananların dünyadan ve dünyada yaşanan siyasi gelişmelerden bağımsız yorumlanmaması gerektiği… Yazarın diğer kitaplarında da kendini sürekli hissettiren bir önemli konu var: Tarihi bilmek… Kadim olanı keşfetmek, bağlamı olmayan fikirlerin hakikatten kopukluğu, eskinin inkâr edilerek yok sayılamayacağı ve bugünü inşa etmek hususunda mutlaka kadimden faydalanılması gerektiği… Kitap bazı konuları “demek bu yüzden böyle olmuş” şeklinde açıklığa kavuştururken, “acaba başka başka sebepler de var mıdır ve bu belgeler gerçeği ne kadar yansıtıyor?” diye düşünmekten de kendinizi alamıyorsunuz. Belki de bu, zihnimizde oluşan ve yıkılmasını istemediğimiz imajlara bağlılıktan kaynaklanıyor olabilir. Kitabın güzel bir yönü daha var ki, yakın tarihe ilişkin farklı okumalar yapma ihtiyacı hissettirmesi… Bu eser, yazarın bu konu etrafındaki diğer kitapları okunduğunda daha iyi kavranacaktır. Nasiplenmek isteyenlere tavsiye ederim.