10Yorum
Yaserapsa
Kaşif
Başı da sonu da sıkıcı olmayan bir kitap. Yazarın esprili üslubu kitabı okutuyor. Ben beğendim. okunmasını öneriyorum.
21mithrandir
Üstat
Keşke diğer kitapları da dilimize kazandırırlsa. Bu eşsiz İngiliz polisiye serisini doya doya okuyabilsek.
ylnzlkmvsm
Kitapkurdu
ilk başlarda tempo ağır hatta sıkıcıydı ama ikinci kısımdan itibaren tempo hızlanmaya başladı. kurgu çok başarılıydı suçlunun en başta belli olmasına rağmen acaba mı diyerek kendini okutmayı başaran bir kitap.
nuraytakazdrms
Üstat
Kitabın başlarında çok sıkılmıştım bırakmayı bile düşündüm. Sonra aniden kitap hızlandı ve merakla ve büyük bir heyecanla okumaya başladım.Hic suçunuz yok polisler her yerde sizi arıyor, polise suçsuz olduğunuzu ispatlamak zorunda olsanız siz ne yapardınız ?Okuyun ve bu heyecanı sizlerde yaşayın
g.d.
Kitaba başlarken tereddüt içindeydim. İstemeye istemeye başladım, Okumaya başladığımdan beri ise elimden bırakamadım. Sonuç olarak ben beğendim ve pişman olmadım. Mükemmel bir kitap
HAYDAR HAKAN ŞEN
Polisiye roman sevenler, bu kitabı hala okumadınız mı? eh pes doğrusu bence çok şey kaçırıyorsunuz...
Sebnem Cansun
Kitapkurdu
Konusu son derece ilginç, süprizlerle dolu sürükleyici bir kitap
selenpasinli
polisiye kitap severlerin oldukça beğeneceğini düşündüğüm; ve hatta benim gibi biraz önyargıyla yaklaşanları bile kendine bağlayabilen oldukça güzel bir kitap.. Olay örgüsü bazen sıradanlaşsa da polisiye türünde oldukça başarılı bir kitap..
caberker
Bazen temposu çok azalıyor bazen çok ayrıntıya giriyor tasvirler hiç bitmeyecek sanıyorsunuz, sonra bir tempo bir tansiyon yükseltiyor sayfalar akıp geçiyor. genel olarak çok beyendim doğrusu.
tan0006
Kitapkurdu
Bir roman kahramanının hayatı ne kadar mükemmel görünüyorsa, işler onun için o kadar karışacak demektir. Michael Robotham'ın Şüphe romanının kahramanı Joe O'Loughlin için de bu kural geçerli. Londra'da bir hastanenin çatısında kanser hastası bir genci atlamamaya ikna etmesiyle ne kadar başarılı bir psikolog olduğunu keşfettiğimiz, ilerleyen sayfalarda Julianne adlı sevimli eşi ve Charlie adındaki dünya tatlısı kızıyla tanıştığımız ve hayatına imrenmeden edemediğimiz Joe O'Loughlin, kendini elbette yazarın gazabından kolay kolay kurtaramayacak.
Kırk iki yaşındaki, neredeyse tek sorunu yeni başlayan Parkinson hastalığı olan psikoloğun hayatı, dedektif Vincent Ruiz tarafından yardıma çağırılmasıyla değişir. Joe, zaman zaman fahişelere danışmanlık yaptığından, kanalda birçok bıçak yarası almış bir genç kadın cesedi bulunduğunda danışman olarak çağırılmıştır. Cesedin durumundaki gariplik bıçak yaralarının bizzat kurbanın kendisi tarafından açılmış gibi görünmesidir. Joe O'Loughlin, her ne kadar dedektife genç kadının bir fahişe olmadığını düşündüğünü söylese de bu eksik bilgilendirme ilerleyen sayfalarda başına birçok iş açacak ve hatta onu baş şüpheli hâline getirecektir. Çünkü bıçak darbeleriyle delik deşik olmuş genç kadın O'Loughlin'in eskiden birlikte çalıştığı ve bir süre için hastası da olmuş olan, Catherine McBride adlı bir hemşiredir aslında. Neden olduğu çok da belli olmayan bir biçimde bu bilgiyi polisten gizleyen kahramanımız böylece polisiye romanların ikinci en büyük hatasını da yapmış olur; biz de kısa süre içinde kendisini şüpheli listesinin bir numarasına oturtacak bu hareketin sonuçlarını beklemeye başlarız.