13Yorum
Peter Straub’un Gece Odasında adlı eseri, korkuyu yalnızca dışsal bir tehdit olarak değil, insan zihninin derinliklerinde büyüyen bir olgu olarak ele alan yoğun ve rahatsız edici bir anlatı sunuyor. Roman boyunca gerçek ile hayal arasındaki sınır giderek belirsizleşiyor ve bu durum okuru sürekli bir güvensizlik hissi içinde tutuyor. Straub’un anlatımındaki detaycılık, sıradan olayları bile tekinsiz bir atmosfere dönüştürüyor. Kitabı okurken en dikkat çekici nokta, korkunun dış dünyadan çok karakterlerin içsel kırılganlıklarından beslenmesi oldu. Hikâye ilerledikçe olayların mantıksal açıklamasından çok, duygusal ve zihinsel etkileri önem kazanıyor. Kitabı bitirdiğimde geriye yalnızca bir hikâye değil, zihinde uzun süre devam eden bir huzursuzluk hissi kaldı. Gece Odasında, atmosferi, psikolojik derinliği ve yavaş yavaş yükselen gerilimiyle okuyucuyu içine çeken, etkisini kolay kolay kaybetmeyen güçlü bir korku romanı olarak öne çıkıyor.
Romanı bitirdiğimde ne okuduğum hakkında bir fikrim oluşmadı. Bu kitapta yazarın tek başarısı romanı bitirebilmiş olması. Ne karakterler yerli yerinde ne konu güzel işlenebilmiş ne de parlak bir fikir var. Üstelik okuyucu korku gerilim yazarı gölgesi altına sığınan bir yazarın heyecanlı, insanı geren bir romanını okuyacağı düşüncesine sahip oluyor ilk başta. Neden; çünkü King'le yer yer aynı romanlarda ismi geçen, kitap sayfalarında ve isimlerinde dehşetengiz imgeler kullanan ben değilim, Peter straub. Sahi ne oldu korku edebiyatına. Bol dişli canavarları artık kimse anlatmıyor belki kariyerine yakıştıramadığı için ancak bu romanda fantezinin daniskası mevcut. Roman insanı öyle dışına itiyor ki, fantastik ya da gerçek ötesi kurgulardan hoşlanan saf okuyucu bile ayaklarının bastığı dünyevi gerçekliğinden bir saniye bile uzaklaşamıyor. Yine de yazara çok teşekkür etmek istiyorum; romanı daha fazla uzatmadığı 400 sayfa ile sınırladığı için.
Zor okudum, çok karışık, yazarın diğer kitapları da öyle Düşük yıldızlı yorumlarım niye çıkmıyor !
Serinin ikinci kitabıymış ama ben daha önce okudum. Yazarın ilk kitaptan hatırlatmaları ve ilk kitaba göndermeleri sayesinde olaylar havada kalmadı. Aslında ilkine bağlı ama ayrı bir kitap havasında diyebilirim. Siz daha öncesinde "Yitik Kız Yitik Oğlan" kitabını okumayı ihmal etmeyin yine de...
Karmakarışik, olay örgüsü kitabin ortalarına geliyorsunuz hala netlesmiyor. Korku heyecan falan yok zaten. Niye yazıldıgini anlayamadiğim betimlemeleri oku dur. Ben bitiremedim kitabi, kitap beni bitirdi. Belki siz begenirsiniz. Okuyup kendiniz karar verin.
Türkiye de pek bilinmeyen harika yazar ve kitap.
ortanın biraz üstünde idare eder.
korku kitapları arasında en iyilerden biridir
aradığım korku ve gerilimi bulamadım dialoglar çok uzatılmış konu karmaşık açıkçası ben aradığımı bulamadım
ilginç bir konuya sahip, fakat yazılışından mı yoksa çevirisinden mi bilinmez takibi zor bir kitap. Alıp okuyabilirsiniz gayet hoş vakit geçirtiyor ama sizi korkutacağını pek zannetmiyorum.
Kitapta gerçekle kurgu birbiri içine geçmiş bir bulmaca parçaları gibi çözülmeyi bekliyor. Bunu çözecek olan okuyucu. Ödüllü bu kitap okuyan da merak duygusu oluşturmayı başarıyor. Kimine göre sönük bir finalle bitse de kitabın kurgusu takdire şayan.
elefteria yitik oğlan yitik kız'ın sonunu yazmışsın yaa inanamıyorum.ne büyük bir sorumsuzluktur bu.kitabın 5,.bölümüne geçtim ve diğer kitaplarıyla ilgili neler düşünüyorlar diye bir bakmak istedim ve baktığıma pişman oldum.çok teşekkürler gerçekten.
Peter Staub' un Yitik Oğlan Yitik Kız adlı romanı ile ilintili bir roman Gece Odası. 2004 yılı Bram Stoker ödüllü aynı zamanda. Hikaye Yitik Oğlan Yitik Kız ile başlıyor aslında. Kahramanımız Tim yeğenini en son bir bilgisayar ekranında sevgilisi ile birlikte görmüştü. Öte diyar diye tarif edilen yer ile ilk ilişkisi buydu, gece odasında ise aslında gerçek dünya ile öte diyar arasında çok ince bir sınır olduğunu öğreniyor. O kadar ince ki, kendisine mail atan ölüler, gerçek hayata bir borudan kayarmışçasına geçiveren roman karakterleri, vs. Gece odası içerisinde gerçekten özgün ve takdire değer kurgular barındırıyor ancak yine de tam pişmiş ağzımıza layık bir kurgu sunamıyor bize, pek tatmin edici değil . Ama " gerçek kitap " tasviri bile romanı okumak için yeterli bir sebep. Tavsiye ederim