Şükrü Karatepe hiçbir şey irdelemiyor. Atatürkçülük ideolojisine çamur atmak için, onu kabul etmemek için, içine sindiremediği için yazmış da yazmış. Gerçi Karatepe "Atatükçülük" de demiyor. Fransızların ortaya çıkardığı ve kullandığı bir kelimeyi devamlı kullanıyor ve okuyucunun gözünün içine sokuyor: "Kemalizm". Bu bizim kelimemiz değil. Bizim kelimemiz "Atatürkçülük"tür. Tabi bu işin başka bir boyutu. Evet bizim ülkemizde demokrasi adına darbeler yapılıyor bu doğru; başka ülkelerde darbe yapılmıyor da olabilir. Ama o dediğiniz ülkelerin tarihlerine baktığımızda, onların cumhuriyet rejimi veya demokrasi yönetim biçimi maceraları yüzyıllar sürmüştür ve kanlı mücadeleler sonucu o durumlara gelinmiştir. Bizim ise demokrasi ve cumhuriyet maceramız yüz yıl bile olmamıştır. Ve diğer ülkelerdeki gibi "çokça" kan akıtılmamıştır. Bu ideolojilerin veya sistemlerin tam oturması için uzun yıllar geçmesi gerekir. Bunları unutmamak gerekir... Bu söylediklerim darbe yanlısı bir kişi olduğum manasına gelmesin. Bu sadece, bu olayların kendimce analizi. Bazen düşünüyorum da Atatürk; bu meclisi kuracağına, halkın yönetimde sözü olsun diyeceğine, kendisi diktatör olsaydı; acaba ne olurdu. Bugün bu kitaptakileri yazabilenler acaba yazabilecekler miydi yazdıklarını? Bugün rahatça konuşanlar konuşabilecek miydi? Biraz daha düşünmek lazım: Fazla eskiye gitmeye gerek yok. Bugün televizyonlarda konuşulanlar, tartışılanlar acaba yirmi sene önce konuşulup, tartışılabilinir miydi? Atatürk ve arkadaşları ne yaptıysa ülkesi ve milleti için yapmıştır. Sevabıyla, günahıyla...