14 Din ve devlet ilişkileri
Devlet bir kurumdur. Kurumların dini olmaz, insanların dini olur. Devlet namaz
kılmaz, oruç tutmaz ve ahiretle ilgili bir endişe taşımaz. Devlet gibi diğer kurum ve
kuruluşların da dini olmaz. Devleti veya bir kurumu idare edenler,
kendi inançlarını idarelerine yansıtırlar. Bu tabii bir durumdur. Müslümanların hakim
olduğu devlete islam devleti, hırıstiyanların hakim olduğu devlete de
hırıstiyan devleti denmesi bundandır. Tabii olmayan, idarecilerin halkı kendileri gibi
inanmaya zorlamalarıdır. İşte din devleti veya ideolojik devlet böyle doğar. Bir
inancı zorla değiştirmek mümkün olmadığından böyle yerlerde iç çekişmelerin,
baskı ve zulümlerin sonu gelmez. 2. Dinin özü imandır. İmanın temeli de
kalp ile tasdiktir. Kalp insanın iç dünyasındadır. İnsan burada alabildiğine hürdür.
Hiçbir inanç, insana zorla kabul ettirilemez. En baskıcı rejimler dahi bunu
başaramazlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Dinde zorlama olmaz; artık doğru ile
eğri birbirinden iyice ayrılmıştır. Bundan böyle kim zorbaları tanımaz da Allah'a
inanırsa kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah işitendir, bilendir.”
(Bakara 2/256)
Bu sebeple müslümanlar kimseyi müslüman olmaya veya müslüman gibi
davranmaya zorlayamazlar; tam tersine her kese inandığı gibi yaşama imkânı verirler.
Bu böyle olduğu için Müslümanların devleti, din devleti yani teokratik devlet
olamaz1. Onlar, insanları Allah adına değil, kendi adlarına yönetirler. İyi yöneten sevap
kazanır. Kötü yöneten ise onun sorumluluğunu üstlenir. 3. Türkiye'de din deyince İslam anlaşılır.
Bu dinin bir peygamberi, bir de Kitabı vardır. Müslüman olmak isteyen, o
peygamberin gösterdiği ve bu Kitab'ın
1- Teoktik devlet konusu, bu kitabın ikinci bölümünde incelenmiştir.
bildirdiği gibi inanır ve yaşar. Yani Kur'an'a uyar.
Bir de Kur'an'ı kendilerine uyduranlarvardır. Bunlar, hem diledikleri gibi yaşamak
hem de müslüman sayılmak isterler. Onun için kendilerine uymayan ayet
ve hadislerin bir kısmını eski çağlarla ilgili görüp yürürlükten kalkmış sayarlar, bir
kısmını da farklı yorumlarlar. Böylece hayatla dini barıştırmış, dine çağdaş bir
yorum getirmiş oldukların düşünürler. Kur'an'ı kendine uydurmaya çalışmanın
doğru olmadığını onlar da bildiğinden içlerini rahatlatmak için destekçiler ararlar.
Kendilerine yakın gördüklerini öne çıkarır, diğerlerini geri iterler. Devlet adına ya da
bir kurum veya kuruluş adına konuştukları havasını vererek güçlü görünmek isterler.
Bu yanlış bir yoldur. Çünkü din konusunda kim konuşursa konuşsun kendi adına
konuşur.
Din devleti demek doğru olmadığı gibi dinsiz devlet demek de doğru değildir.
Dindarlık veya dinsizlik sadece insanla ilgili bir kavramdır. Bu sebeple hiç kimse,
din konusunda devlete ait bir kurum veya kuruluş adına konuşamaz. Çünkü bu
kurum ve kuruluşar, aynı inanca mensup kişilerin oluşturduğu bir dinî cemaat
değildir. Dinî bir konuda bunlar adına konuşan kişi, kendi inancını o kurum veya
kuruluşlara mensup kişilerin inancı gibi göstermiş olur ki, buna kimsenin hakkı
yoktur.
Din ile ilgili olarak her Müslümanı bağlayan şeyler; Kur'an ayetleri, sahih
hadisler ve icma ile belirlenmiş şeylerdir. İcma, aynı devirde yaşayan İslam bilginlerinin
tamamının dinle ilgili bir konuda görüş birliği sağlamasıdır.
4. Din hürriyetinin teminatı Kur'an'dır.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
“Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların
hepsi inanırdı. Öyle iken insanları
inanmaya sen mi zorlayacaksın?”
(Yunus 10/99)
İnsanın dış dünyası da içi gibi hür olmalıdır. İşte gerçek kişiliğe o zaman kavuşur.
5. Devletin vatandaşı ile ilişkisi dinî veya ideolojik boyutta değil, adalet boyutunda
olmalıdır. Devletin temel görevi, adaleti, iç ve dış güvenliği sağlamak,
vatandaşların temel hak ve hürriyetlerine engel olan şeyleri ortadan kaldırmaktır.
Devlet baskısı ile inanmış gözükenler vücuda alınmış mikrop gibi olur, güçlü
hale gelince hastalık yaparlar. İnançlarına baskı yapılmayanlar da
vücuda yapılmış aşı gibi ülkeyi koruma görevini üstlenirler. Osmanlı devletindeki
azınlıkların kendilerini azınlık değil, devletin şerefli bir vatandaşı saymaları çok
önemliydi.Devlet güneş gibi olmalıdır. Güneş nasıl müslüman, hırıstiyan, yahudi, zengin,
fakir ve ırk ayırımı yapmadan herkese aynımesafede ise devlet de vatandaşlarına karşı
hep aynı mesafede durmalıdır.
İste bu kitap islam devletini inkarın ta kendisidir PEYGAMBERİMİZ VEDA HACCINDA İSLAM DEVLETİNİN ŞİARLARINDAN OLAN VE KANUN YÜRÜRLÜĞÜ OLARAK İLK KAYDA VE UYGULAMAYA GEÇİLEN FAİZİN KALDIRILMASI ,İÇKİNİN HARAMLILIĞI FUHUŞUN YASAKLILIĞI VE CEZASINI ALLAH AZZE VE CELLE TARAFINDAN BİLDİRİLMESİ HANGİ SİSTEM TARAFINDAN YAPILIR TABİKİ İSLAM SİSTEMİ . KİŞİNİ HIRİSTİYAN OLUPTA HIRSIZLIĞI YASAKLAYIP HIRDIZIN ELİNİN KESİLMESİNİ KANUNLAŞTIRSA ORASI İSLAM DE3VLETİMİ OLUYORMUŞ VEYA KİŞİNİN KENDİSİNİN NAMAZ KILIP ORUÇ TUTSA O KİŞİ BİR DEVLET YÖNETSE VE O DEVLETTEDE İÇKİ KUMAR FAİZ ALIP BAŞINI GİTSE ORASI NE OLUYOR YOKSA ORASI KİŞİ MÜSLÜMAN OLUNCA İSLAM DEVLETİMİ OLUYOR VEYA ADİL DEVLETMİ OLUYOR TEK KELİME İLE ZIRVALAMIŞ KÜTÜPHANEMDE BULUNMASINDASAKINCALI GÖRÜYORUM TAVSİYE ETMEM