Laikliğin ne kadar yanlış anlaşıldığını gösteriyor kitap. Laikliğin İslam karşıtı değil İslam yandaşı bir terim olduğunu ortaya koyuyor. İki karşıt görüş için de güzel bir ders niteliğinde.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Laiklik ve İslam'ın bu konudaki yerini merak edenler için harika bir kaynak kitap diye düşünüyorum. Ayrıca hukuk, adalet, siyaset gibi kavramların devlet yönetimindeki rolü; işin ehline verilmesi ilkesinin önemi gerek ayetlerin gerekse aklın rehberliğinde ele alınmıştır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Genel olarak basit bir kitap fakat laiklik hakkında türkiyemizdeki her kesim tarafındanyanlış anlaşıldığını kanıtlayan bir kitap. Devletin laik olması gerektiğinin yanında bireyinde laik olmak zorunda olması gerekmediğinin kanıtıdır. Fakat laik kavramını hristiyan dünyasındaki çıkışı ile direk islamla ilişkilendirilmesi kabul edilmez. Çünki islamın devlet yapısı ile hristiyanlığın laikliği doğuran yönetim anlayışı ile yakından uzaktan alakası yoktur. Yinede küçük ama faydalı bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İsme bakarak aldığım bir kitap ama yazar pek de İslam-Laiklik kavramlarını karşılaştırmamış. İslamda laiklik var mıdır yok mudur? sorusunun kesin bir cevabı yok. Söz dolandırılıp durmuş.
14 Din ve devlet ilişkileri Devlet bir kurumdur. Kurumların dini olmaz, insanların dini olur. Devlet namaz kılmaz, oruç tutmaz ve ahiretle ilgili bir endişe taşımaz. Devlet gibi diğer kurum ve kuruluşların da dini olmaz. Devleti veya bir kurumu idare edenler, kendi inançlarını idarelerine yansıtırlar. Bu tabii bir durumdur. Müslümanların hakim olduğu devlete islam devleti, hırıstiyanların hakim olduğu devlete de hırıstiyan devleti denmesi bundandır. Tabii olmayan, idarecilerin halkı kendileri gibi inanmaya zorlamalarıdır. İşte din devleti veya ideolojik devlet böyle doğar. Bir inancı zorla değiştirmek mümkün olmadığından böyle yerlerde iç çekişmelerin, baskı ve zulümlerin sonu gelmez. 2. Dinin özü imandır. İmanın temeli de kalp ile tasdiktir. Kalp insanın iç dünyasındadır. İnsan burada alabildiğine hürdür. Hiçbir inanç, insana zorla kabul ettirilemez. En baskıcı rejimler dahi bunu başaramazlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Dinde zorlama olmaz; artık doğru ile eğri birbirinden iyice ayrılmıştır. Bundan böyle kim zorbaları tanımaz da Allah'a inanırsa kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa yapışmış olur. Allah işitendir, bilendir.” (Bakara 2/256) Bu sebeple müslümanlar kimseyi müslüman olmaya veya müslüman gibi davranmaya zorlayamazlar; tam tersine her kese inandığı gibi yaşama imkânı verirler. Bu böyle olduğu için Müslümanların devleti, din devleti yani teokratik devlet olamaz1. Onlar, insanları Allah adına değil, kendi adlarına yönetirler. İyi yöneten sevap kazanır. Kötü yöneten ise onun sorumluluğunu üstlenir. 3. Türkiye'de din deyince İslam anlaşılır. Bu dinin bir peygamberi, bir de Kitabı vardır. Müslüman olmak isteyen, o peygamberin gösterdiği ve bu Kitab'ın 1- Teoktik devlet konusu, bu kitabın ikinci bölümünde incelenmiştir. bildirdiği gibi inanır ve yaşar. Yani Kur'an'a uyar. Bir de Kur'an'ı kendilerine uyduranlarvardır. Bunlar, hem diledikleri gibi yaşamak hem de müslüman sayılmak isterler. Onun için kendilerine uymayan ayet ve hadislerin bir kısmını eski çağlarla ilgili görüp yürürlükten kalkmış sayarlar, bir kısmını da farklı yorumlarlar. Böylece hayatla dini barıştırmış, dine çağdaş bir yorum getirmiş oldukların düşünürler. Kur'an'ı kendine uydurmaya çalışmanın doğru olmadığını onlar da bildiğinden içlerini rahatlatmak için destekçiler ararlar. Kendilerine yakın gördüklerini öne çıkarır, diğerlerini geri iterler. Devlet adına ya da bir kurum veya kuruluş adına konuştukları havasını vererek güçlü görünmek isterler. Bu yanlış bir yoldur. Çünkü din konusunda kim konuşursa konuşsun kendi adına konuşur. Din devleti demek doğru olmadığı gibi dinsiz devlet demek de doğru değildir. Dindarlık veya dinsizlik sadece insanla ilgili bir kavramdır. Bu sebeple hiç kimse, din konusunda devlete ait bir kurum veya kuruluş adına konuşamaz. Çünkü bu kurum ve kuruluşar, aynı inanca mensup kişilerin oluşturduğu bir dinî cemaat değildir. Dinî bir konuda bunlar adına konuşan kişi, kendi inancını o kurum veya kuruluşlara mensup kişilerin inancı gibi göstermiş olur ki, buna kimsenin hakkı yoktur. Din ile ilgili olarak her Müslümanı bağlayan şeyler; Kur'an ayetleri, sahih hadisler ve icma ile belirlenmiş şeylerdir. İcma, aynı devirde yaşayan İslam bilginlerinin tamamının dinle ilgili bir konuda görüş birliği sağlamasıdır. 4. Din hürriyetinin teminatı Kur'an'dır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Rabbin dileseydi, yeryüzünde bulunanların hepsi inanırdı. Öyle iken insanları inanmaya sen mi zorlayacaksın?” (Yunus 10/99) İnsanın dış dünyası da içi gibi hür olmalıdır. İşte gerçek kişiliğe o zaman kavuşur. 5. Devletin vatandaşı ile ilişkisi dinî veya ideolojik boyutta değil, adalet boyutunda olmalıdır. Devletin temel görevi, adaleti, iç ve dış güvenliği sağlamak, vatandaşların temel hak ve hürriyetlerine engel olan şeyleri ortadan kaldırmaktır. Devlet baskısı ile inanmış gözükenler vücuda alınmış mikrop gibi olur, güçlü hale gelince hastalık yaparlar. İnançlarına baskı yapılmayanlar da vücuda yapılmış aşı gibi ülkeyi koruma görevini üstlenirler. Osmanlı devletindeki azınlıkların kendilerini azınlık değil, devletin şerefli bir vatandaşı saymaları çok önemliydi.Devlet güneş gibi olmalıdır. Güneş nasıl müslüman, hırıstiyan, yahudi, zengin, fakir ve ırk ayırımı yapmadan herkese aynımesafede ise devlet de vatandaşlarına karşı hep aynı mesafede durmalıdır. İste bu kitap islam devletini inkarın ta kendisidir PEYGAMBERİMİZ VEDA HACCINDA İSLAM DEVLETİNİN ŞİARLARINDAN OLAN VE KANUN YÜRÜRLÜĞÜ OLARAK İLK KAYDA VE UYGULAMAYA GEÇİLEN FAİZİN KALDIRILMASI ,İÇKİNİN HARAMLILIĞI FUHUŞUN YASAKLILIĞI VE CEZASINI ALLAH AZZE VE CELLE TARAFINDAN BİLDİRİLMESİ HANGİ SİSTEM TARAFINDAN YAPILIR TABİKİ İSLAM SİSTEMİ . KİŞİNİ HIRİSTİYAN OLUPTA HIRSIZLIĞI YASAKLAYIP HIRDIZIN ELİNİN KESİLMESİNİ KANUNLAŞTIRSA ORASI İSLAM DE3VLETİMİ OLUYORMUŞ VEYA KİŞİNİN KENDİSİNİN NAMAZ KILIP ORUÇ TUTSA O KİŞİ BİR DEVLET YÖNETSE VE O DEVLETTEDE İÇKİ KUMAR FAİZ ALIP BAŞINI GİTSE ORASI NE OLUYOR YOKSA ORASI KİŞİ MÜSLÜMAN OLUNCA İSLAM DEVLETİMİ OLUYOR VEYA ADİL DEVLETMİ OLUYOR TEK KELİME İLE ZIRVALAMIŞ KÜTÜPHANEMDE BULUNMASINDASAKINCALI GÖRÜYORUM TAVSİYE ETMEM
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bayındır'ın kitaplarını severek okuyorum, tarafsızlığı seven, objektif bakmayı seven ve her olaya kaynak olarak Kur'an'ı göstermesi de ayrı bir güzellik ve etkileyicilik oluyor.
Hocam çok güzel bir kitap yazmış. Allah razı olsun. Dinden bihaber olan bazı kitleler de hocaya çamur atmışlar ama bu Emevi kafasıyla anca bu kadar konuşabilirler. Açın da laikliğin ve gerçek islamın ne demek olduğunu okuyun, anlayın. Sizin gibi örümcek kafalar yüzünden islam yaşanmaz durumda. Hurafelerle örülü bir durumda. Sizler apaçık İslam, Kur'an ve Atatürk düşmanısınız. Atatürk'ün ilkeleriyle Kur'an birbiriyle bağlantılıdır. O ilkeler tanımı yüce kitabımızda ayrıntılı bir şekilde yazıyor. Siz neyi okudunuz yıllardır anlamak güç!