Hilmi Yavuz’un toplu şiirleri, “Büyü’sün, Yaz!” adıyla yayımlandı. Kitap, şairin 1969-2005 arasında yayımlanan şiir kitaplarını bir araya getiriyor.
Büyü’sün, Yaz!
Hilmi Yavuz - YKY
Benim bir şairin yazdıkları hakkında bir kanıya, bir fikre ulaşmamı sağlayan genelde şaşmayan bir ölçüm, yöntemim vardır. Şöyle; o şairin yazdıklarını Türk şiirinden çıkardığımızda geride bir boşluk, bir eksiklik kalıp kalmayacağına bakarım... Ya da varsayarım diyeyim. Daha büyük zaman ölçeklerinde değerlendirilince durum ne olur bilemem; ama bu acımasız ölçümleme yöntemimin birçok örnekte çalıştığını görmüşümdür.
Öyleyse şu hain soruyu soralım kendimize; son 35 yılı düşündüğümüzde, Türk şiirinden Hilmi Yavuz şiirini çıkardığımızda elimizde ne kalır?
Kişisel kanaatimi hemen söyleyeyim, büyük, hayli büyük bir boşluk! Gerek yazdığı şiirle gerekse de zihin açıcı fikir adamlığı, şiire dair düşünceleri, ileri sürdüğü görüşler, uyarılar ve yorumlarıyla Hilmi Yavuz’un çeyrek yüzyıldan fazla bir süredir Türk şiirinde önemli bir katalizör işlevi gördüğünü düşünüyorum.
Peki ama nedir Hilmi Yavuz’un şiirini bu denli ayrıştırıcı kılan?
T.S.Eliot o ünlü Gelenek ve Bireysel Yetenek yazısında; “Yeni bir eser yaratıldığı zaman, eski eserlerin oluşturduğu organik bütün, aynı anda yeni bir düzenlemeye tâbi olur. İçinde yaşadığımız çağa kadar yaratılmış bütün sanat âbideleri, kendi aralarında ideal bir düzen ve bütün oluştururlar. İşte bu bütün ve ideal düzen, yeni bir eserin kendilerine katılmasıyla değişikliğe uğrar.” diyerek tanımlar bir yapıtın ve şairin gelenek içindeki durumunu.
Bence Hilmi Yavuz’un şiirinin gerçekleştirdiği de budur. Zira Türk şiiri, bir asır gibi kısa bir sürede birbiri ardına gelen yenilik, değişiklik dalgalarından bitap düşmüştür. Bu sürekli yoğun hareketliliğin sonunda tam bir entropi bozunumuna ulaşacağı noktada, Hilmi Yavuz şiirinin müdahalesi gelmiştir.
Nasıl Yahya Kemal, Paris dönüşü Türk şiirinde birdenbire yerini alıp modern Türk şiirinin dilini kurmuş, bugün hepimizin içinde dolaştığı estetik çerçeveyi oluşturmuşsa, Hilmi Yavuz’un şiiri de, -Londra dönüşünde- sürekli bir temelsiz yenilik aşkıyla örselenen, mecrasından çıkmaya başlayan, perspektiften yoksunlaşıp gayrısahih bir kendiliğe dönüşür hale gelen son çeyrek yüzyıl şiirini, yeniden inşa etmenin nereden başlayacağını, nasıl yapılması gerektiğini göstermiştir hepimize. Gerek yazdığı şiirin niteliği, teknik ve estetik seviyesi gerekse de fikrin desteğinden yoksun kalmış günümüzün cılız şiir düşüncesine sağladığı fikri katkılar, sunduğu ufukla.
Hilmi Yavuz’un şiiri bir Dil’in şiiridir.
Soylu bir dilin ve köklü bir kültürel geleneğin şiiridir. Anane değil, geleneğin. Burada Hilmi Yavuz’a yapılan bir haksızlığı da hemen düzeltelim. Gelenekçi bir şair değildir Hilmi Yavuz. Geleneğin öneminden bahsetmesi, gelenek ile bugün arasında bağlar kurulması gerektiğinden sürekli söz etmesi, kimilerinin onu, elbette sığ bir bakışla ve elbette artniyetle “gelenekçi” olarak kategorize etmeye çalışmasına neden olmuştur.
Hayır. Hilmi Yavuz, Türk şiirinin gördüğü en yenilikçi, en modern şairlerden biridir. Modernlik meselesinde burada biraz Octavio Paz’a kulak verelim: “Modernlik, çok eski olanı, ancak şimdinin geleneğini yadsır ve farklı bir gelenek önerirse benimseyebilir. Aynı karşıt güçlerce yeni olarak kutsanan eski, bir geçmiş degil bir başlangıçtır. Modern sanat ile edebiyat çok eski ve uzak olanın sürekli yeniden keşfinden oluşur.”
Her büyük şair gibi cüretkâr
Paz’ın bu zihin açıcı saptamasının bize sağladığı perspektiften baktığımızda, Hilmi Yavuz’un şiirinin aynı zamanda büyük bir dönüştürme gücüne sahip olduğunu görürüz. Sadece kendi dilinin, şiir geleneğinin büyük ustaları ve onların yapıtlarıyla konuşmaz Hilmi Yavuz’un şiiri, aynı zamanda Batı şiir geleneğinin büyük ustaları ve yapıtlarıyla da konuşur. Hem de temellük ederek konuşur.
Bırakın tekniğindeki modernlikleri, sadece şiiri kavrayışındaki bu bakış ve donanım bile tek başına Hilmi Yavuz şiirini modern kılar.
Elbette, birçok büyük şairde görüldüğü gibi cüretkardır aynı zamanda Hilmi Yavuz’un şiiri. Farklı şiir geleneklerinin büyük ustaları ve yapıtlarıyla ilişki kurmak, buralarda dile gelen şiire dair kimi sorunlara yeni yaklaşımlar getirmek her yetenekli heveskârın ulaşamayacağı bir düzeydir. Tabii ki bilgi, sağlam çatılmış derinlikli bilgi, şiire dair geniş bir görgü, inceliklerle donatılmış bir beğeni seviyesi ama en çok da cüret, cesaret gerektirir.
Kainatın bir kelime ve bunların yazıda denk düştüğü iki harfle yaratıldığına inanan bir kültürün şairi, şiirini her aşamada arıta arıta, çok’tan bir’e doğru yürütecektir. Hilmi Yavuz’un yayınladığı son kitabın adının Hurufi Şiirler olması, şair hoşluğundan kaynaklanan bir rastlantı değildir. Bu anlayışın yetkinlik bulmasıdır. Şimdi elimizde Hilmi Yavuz’un tüm kitaplarının bir arada bulunduğu toplu şiirleri var. Okur; elbette ki nitelikli okur, şiir okuru, bu kitabı Bakış Kuşu’ndan Hurufi Şiirler’e kadar tüm Hilmi Yavuz şiirini baştan sona tek bir kitapta kat etmesini sağlayacak bir fırsat olarak görmelidir. Bir haz şöleni, sonsuz bir yaz’ın ortasında beliren eşsiz bir duyumsama şenliği ve tabii ki Türk şiirinin, Türkçe’nin o vakur, o ihtişamlı zaferi... Hilmi Yavuz şiiri, başkalarını bilmem, ama bir şair ve okur olarak benim için, budur!
Can B. Yüce Zaman Kitap