Bu tür kitapları hep heyecanla karşıladım. Nitekim "İnadına Göztepe" kitabının çıktığını öğrendiğimde Cağaloğlu'nda başka bir işim vardı. Onu erteleyip hemen İletişim Yayınları'nın yolunu tuttum ve kitabı alıp okudum. Serkan Boyacıoğlu'nun derlediği kitapta onunla birlikte 23 yazarın yazısı var.
Halit Kıvanç'la başlayıp Tanıl Bora ile noktalanan yazarların yazılarında Göztepe efsanesi bütün boyutlarıyla ele alınmaya çalışılmış. Altı bölüm halinde düzenlenen kitabın ilk bölümü "Tarih... Efsane..." olarak ele alınmış. Sonrakiler de, "Göztepe... İzmir...", "Çöküş Zamanları", "İnadına..." "Gözgözlü Olmak", "Kenardan, Dışardan, Karşıdan" diye sıralanıyor. Elbette ki kitabın temel amacı, Türk futbolunda özellikle 1960'lı yılların sonunda fırtına gibi esen Göztepe efsanesine karşı bir saygı duruşu. Ancak bununla sınırlı değil. Göztepe'nin geleceğine ilişkin de daha söylenecek çok söz var. Kimi yazılarda o yöndeki arayışlar, düşünceler ve öneriler yer alıyor.
Halit Kıvanç anlatıyor
O dönemlerin en önemli tanıklarından biri olan Halit Kıvanç, içinde yaşadığı Göztepe olayını aklında kalan yönleriyle değerlendiriyor. Bunu bir eksiklik ya da yetersizlik olarak söylemiyorum, sadece bir saptama. Çünkü Kıvanç bir anlatıcı. Yani yöntem konusunu ön plana alan bir bilim adamı değil. Dolayısıyla kimi boşlukların kalması, atlamaların olması kaçınılmaz. O yönden kimi itirazlar gelebilir. Yoksa Halit Ağabeyin tatlı anlatımıyla o günleri yeniden yaşamak hiç de yabana atılacak bir keyif değil. Kitaptan konunun bir anı anlatımı boyutunda değil de önemli bir toplumsal gerçeklik olarak ele alındığı yazılar da bulunuyor kuşkusuz. Örneğin, Ahmet Talimciler dostumuzun "Son 15 Yılda Gerileyen İzmir Futbolu ve Göztepe" adlı çalışması bu nitelikte. Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Anabilim Dalı'nda araştırma görevlisi olan Talimciler'in 2001 yılında Milliyet gazetesinin Sosyal Bilimler Ödülü'nü "Türkiye'de Futbol Terörü ve Medya İlişkisi" adlı çalışmasıyla kazanmış olduğunu hatırlatmakta da yarar var. Onun yazısında, "Peki, bu İzmir kulüpleri niçin birleşmiyor? Koskoca kentin niye Süper Lig'de tek takımı bile yok!" gibi uzaktan atışlı soruların yanıtlarını da buluyorsunuz. Hepsinin köklü bir tarihe sahip oluşunun yanında başka önemli gerçekler, böyle bir birleşmeyi olanaksız hâle getiriyor. Hiçbirinin kendi kimliğinden vazgeçmesi mümkün değil. İşin içine girdiğinizde bunu öğrenip konunun o boyutunu çok çabuk kapatıyorsunuz.
Çöküşün nedenleri
Uzman bir tıp doktoru olduğu hâlde galiba bu konuyla ilgisi yok diyerek unvanını kullanmayan Oğuz Reşat Sipahi'nin "Bir Kurumsallaşamama Kurumu: Göztepe" yazısı da, bu köklü kulübün son dönemdeki şirketleşme serüvenini ve bununla biraz daha hızlanan çöküş sürecini çok iyi anlatıyor. Sipahi'nin önderliğindeki Göztepelist internet çalışmaları ve "Türkiye'de Tribün Terörü İçin Çözüm Arayışları" başlıklı bir sempozyum düzenlenmiş olmasının önemi ortada. Peki, yakın geçmişin en önemli hakemlerinden Oğuz Sarvan'ın sıkı bir Göztepeli olduğunu biliyor muydunuz? Öyleyse öğrenin, kitaptaki yazısında bunu anlatıyor çünkü. Kitabın öneminin ve değerinin yanında bana eksik gelen yanlarından söz etsem acaba haksızlık yapmış olur muyum, diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bu kitap bir Göztepe tarihi değil. Zaten Tanıl Bora dostumuz Gençlerbirliği'nin tarihini yazarken bu işin çıtasını o kadar yükseltti ki, artık kimsede böyle bir iş yapacak cesaret kalmadı. Fakat yine de söylemek zorundayım. Kitapta belki de ilk yazı olarak Göztepe'nin yaptıklarının bir dökümünün yer alması yararlı olurdu. Yani Göztepe'yi hiç bilmeyen biri kitabı eline aldığında, işte bu takım Türk futbolunda bugüne kadar şunları gerçekleştirmiş diye öğrenebilmeliydi. Çok değil, 8-10 sayfalık bir özet bunun için yeterli olabilirdi.
Tanıl Bora güvencesi
Elbette ki, bazı İzmirli önemli futbol adamlarının da yazılarının niçin yer almadığı yolunda itirazlar olabilir. Örneğin, bir Attila Gökçe'nin yazısı aranıyor. Ancak, böylesi yazı isteyip de bir türlü alamama durumlarını da çokça yaşayan birisi olarak işin bu yönünün üzerinde durmaya gerek olmadığını düşünüyorum. Bu arada, yazarlardan birinin yazısını yazdığı sırada Göztepe'nin hangi ligde oynadığıyla ilgili "sanıyorum" ifadesinin kullanılması hoş değil. Bu minik kılçıklar kitabın değerini azaltmıyor. Esasen, Tanıl Bora adı ve İletişim Yayınları tartışılmaz bir kalite garantisi. Kitap seçimi ve yayınında ne denli titiz davrandıklarını yakından biliyorum. "İnadına Göztepe" Türk futbol kitaplığını zenginleştiren ve önemli bir eksiği gideren çalışma olarak takdiri hak ediyor.
AHMET ÇAKIR
Kitap Zamanı