Türkiye'de halkçılık fikri, üzerinde en az tartışılan ve hesaplaşılan meselelerden birini oluşturur; öyle ki Atatürk ilkeleri olarak ifade edilen altı başlıktan belki de en sıklıkla tahlil dışı bırakılan halkçılık prensibidir. Köycülük akımı ise daha çok halkçılık fikri içinde serpilmiş bir ideolojik söylem olma özelliğini korumuştur. Uzunca bir dönem milliyetçi düşünce ile ittifak içerisine giren halkçılık ve köycülük fikrini, analiz edebilmek için Osmanlının son dönemindeki düşünsel atmosferine göz atmak gereklidir.
Asım Karaömerlioğlu, Orada Bir Köy Var Uzakta adlı kitabında, halk ve halkçılık kavramlarının gündeme gelmesinde Jön Türk dönemindeki gelişmelerin önemli bir yer tuttuğunu ifade etmektedir. Özellikle Tatar aydınlarının Rus halkçılığını (Narodnizm) devrimci sosyal içeriğini bir kenara bırakarak Türk milliyetçiliği için kullanılabilir bir malzeme haline getirmelerini örnekleyen yazar, bu bağlamda konuyu İsmail Gaspıralı'dan Yusuf Akçura'ya, Hüseyinzade Ali Bey'den Parvus Efendi'ye kadar geniş bir yelpazede değerlendirmektedir. Köycüler Cemiyet'nin kurulması süreci ve bu çerçevede Halide Edip ve Reşit Galip'in rolü ayrıca Cemiyetin başarısızlık nedenleri kısaca anlatılmıştır. Bağımsızlık mücadelesi sırasında farklı kökenlerden gelen insanları aynı amaç çevresinde birleştirmek maksadı ile başvurulan halkçı söylem, cumhuriyetin ilanından sonra da geçerliliğini muhafaza etmiştir.
1920'li yıllarda dinsel çağrışımlı 'millet' adlandırması yerine yeğlenen 'halk' ifadesi, Karömerlioğlu'na göre mümkün oldukça soyut bir düzlemde tutulmuştur. Halkın bütünüyle kaynaşmış bir toplumsallık olarak tahayyül edilmesi, bu yapının tek parti ile siyasal platformda eksiksiz temsil edilebileceği savını da beraberinde getirmiştir. 1930'lu yıllara gelindiğinde reformlara karşı taşrada beliren lokal direnişler, Menemen Olayı ve Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyimi, yeni rejimin siyasi elitinin zihnindeki kaygıları arttırmıştır. Bu bağlamda halkçılık ve köycülük düşüncesi, hem kitlelerin hem de aydınların ilgisini ve sempatisini kazanmak için seferber edilmiştir. 1929 Buhranı'nın iktisadi konjonktürü, milli iktisat fikrinin yeniden popülerlik kazanması ve başta Almanya olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde yükselen köycü söylemler de bu konuda etkili olmuştur.