Minder, şilte, divan ve sedir'e "kanepe, koltuk"; dolaba "büfe, konsol, gardrop"; ocağa "şömine" diyenler; zaten olumsuzluğu ifade eden "tepki"yi "olumsuz tepki, olumlu tepki" şeklinde kullananlar; kalana da gidene de "hoşça kal" deyip, "güle güle"yi ağzına bile almayanlar; teşekkür edenlere "önemli değil" diye cevap verenler; "kendine ait (sorunları var.)" gibi bir cümle kurup "(onun) kendi sorunları var." şeklinin doğrusu olduğundan haberdar olmayanlar; insanlar için kullanılmaması gereken "tane" ile "sen sevdiğim insanlardan bir tanesisin" gibi bir cümle kuranlar; "annen herhalde harika bir insandı." demek gerekirken özentiyle "senin harika bir annen olmalı" diyenler; bununla yetinmeyip "hadi biraz dışarı çıkıp hava alalım"ı "neden biraz dışarı çıkıp hava almıyoruz" şeklinde söyleyenler; zaten beklenmeyen şey olan "sürpriz"le "bu güzel sürprizi hiç beklemiyordum" gibi cümleler kuranlar; "Kendine iyi bak, kendimi iyi hissetmiyorum, aklından bile geçirme" gibi çeviri Türkçesiyle konuşanlar; "nitelik" gibi pırıl pırıl Türkçe bir kelime dururken "kalite"yi diline dolayanlar; eskiden eşekler için kullanılan "keyif" kelimesini "zevk" yerine kullananlar; "şaşkınlığa uğramak" yerine "şaşkına uğramak" diyenler; "olduça üzgün" görünenler ve bunun doğrusunun sadece "üzgün olmak" olduğunu bilmeyenler; "şöyle söyleyeyim" diye söze başlayanlar; "biri, kimi" yerine "birisi, kimisi" demekte ısrar edenler; "denilmesi"nin doğru şekli "denmesi"ni kullanmayanlar Feyza Hepçilingirler'in aynı zamanda "Türkçe Off 2" de dediği kitabı Dedim: "Ah" ile Türkçe konusunda epey bir faydalı bilgiye sahip olabilirler.