Ben insanların gözlerinin önündeki taasup perdelerinden bakarak yaptıkları yorumları okumaktan ve cevaplamaktan yoruldum. İnsanlar ne zaman durup şöyle bir düşünüp "ya biz ne yapıyoruz?" diyecekler, sabırla bekliyorum.
Allah'ın Kuranı korumayı üstlendiği açık bir gerçek. Ancak bu koruma peygamber adına hadis uyduran insanlar tarafından mı yapılacak? Yani Allah bu koruma işini hadis diye uydurulan ve peygambere iftiralarla dolu sözleri rivayet eden insancıklar tarafından mı korunacak? Eğer öyle olsaydı Allah alın size Kuran, onu gözünüz gibi koruyun derdi insanlara. Ama öyle demiyor, onu ben koruyacağım diyor. Bu nedenle bu koruma işinde mutlaka ilahi bir yön olmalıdır. Kendi sözlerini koruyamayanlar, yada kendilerini bizzat koruyamayanlar mı koruyacak bu Kuranı? İŞin aslı bu benim aklıma hiç yatmıyor.
Emevilerle başlayıp Abbasilerle devam eden süreçte dine yapılan ilaveleri ve hadis diye bize yutturulan sözleri bütün tarih kitapları yazar. Herkes mezhebine göre, sevdiği şeylere göre (Kabak örneği), satamadığı mallara göre bir tane hadis uydurmuş ve şimdi de bunları bize yutturmaya çalışıyorlar. Ayrıca koruma altında olan din değil, Kurandır. Allah dini koruyacağını vadetmiyor. Dini insanlar Allahın yardımıyla ve Kuranın rehberliğiyle korumalıdırlar. Böyle akıldan izandan yoksun yorumlara cevap bile verilmez ama gerçekler de bilinmelidir. Edip Yüksel de insandır ve hata yapabilir. Nihayetinde herkese akıl vermiş Allah. Kimisi kullanır, kimisi de onun bunun emrine verir. Ve şüphesiz Allah da pisliği aklını kullanmayanların üzerine yağdırır. (Yunus Suresi-100). Vesselam...