Gazeteci Zeynep Atikkan'ın Amerikan Cinneti kitabının ortaya attığı temel soru şu: Büyük Amerikan rüyasıyla kurulan 'cennette' cinnet geçirilebillir mi, 'cennettekiler' cinnet geçirirse bunun sonucu ne olur? Uzun yıllar ABD'de araştırmalar yapan, yüzlerce kişiyle görüşen Atikkan, kitabında Amerikan dış politikasının son yirmi yılını inceliyor. Ve şöyle başlıyor cevaba: "Cinnet, 'Irak'a demokrasi götürüyorum' deyip on binlerce insanın ölümüne neden olmak ve iç savaş çıkarmaktı."
ABD Başkanı Bush, 11 Eylül'den itibaren hem kendi halkına, hem dünyaya sayısız yalan söyledi. Daha da kötüsü Amerikan halkı tüm dünyayı hayretler içinde bırakarak onu ikinci kez başkanlığa getirdi. Yalan böylece 'demokratik' bir biçimde meşrulaştı. Ülke içinde bir yalan çemberiyle meşrulaşan yalan aynı anda dünyanın geri kalanında Amerika'ya karşı devasa bir nefret büyütüyordu. Amerika ise Dünya savaşlarından sonra bizzat kendisinin kurulmasına öncülük ettiği uluslararası örgütlerin uyarılarını elinin tersiyle iterken 'ittifak değil itaat' istiyordu. Oysa Batı bile Irak Savaşı'yla bölündü ve Amerika bütün o propaganda operasyonuna rağmen Irak'a girdiğinde 'çiçeklerle karşılanmadı'. Irak iç savaşa sürüklendi. Uluslararası hukukun ilkeleriyle meşrulaşmamış güç yaratamıyor sadece yıkıyordu. Hem teröre karşı 'önleyici savaş' bir açıdan da hukuka aykırı bir saldırı sayılmaz mıydı? Atikkan, 11 Eylül saldırılarının beşinci yılında tüm dünyayı ilgilendiren bu sorgulamaları, araştırmalarının izlenimleriyle yeniden yapıyor. Amerikan politikası tüm dünyayı ilgilendiriyor çünkü ABD her hamlesiyle alışılmış düzeni altüst ederken her seferinde dünyayı da yeniden doğuruyor.
Atikkan, kitapta, yaptığı söyleşilerden, ABD yetkililerinin açıklamalarından alıntılar yapıyor. Böylece çoğunlukla anlamakta zorlandığımız Amerikan mantığını kavramamıza yardımcı oluyor. Kitabında yer verdiği alıntıların gerekçesini Atikkan, yine kitabında şöyle açıklıyor: "Yeni muhafazakârların görüşlerinden bazen uzun alıntılar yaptım. Shakespeare piyeslerindeki tiradlar gibi. Söyledikleri ancak kendi sözcükleriyle ifade edilirse inandırıcı olabilirdi."
Amerikan Cinneti, ABD'yi başrolde izlediğimiz Vietnam Savaşı'ndan, Sovyet Rusya çekişmesinden başlıyor 'bugün'ü anlatmaya çünkü Atikkan'a göre 'bugün', yıllar önce filizlenmeye başlıyor: "Avrupalı için Berlin Duvarı'nın yıkılması birbirinden ayrı düşmüş akrabaların buluşmasıydı. Amerikan toplumu açısından ise yıllardır beklenen bir başarının miladı oldu. Doya doya hissedilmesi gereken bir zaferdi bu. ABD'nin askeri ve teknolojik üstünlüğünün tesciliydi."