Tarihin her on yılında bir oluşan yaralı insanlarla edebiyatta karşılaşıyoruz. Yakın tarih hesaplaşılmamış, yerli yerine konulmamış belirsizliklerle ağırlaşmış durumdayken, sağlıklı bir çıkarsama yapmak da mümkün olamıyor. Bazen öyle tarihsel anlar ya da süreçler yaşanır ki, birtakım insanlar çağının kurbanı olur. Buradan hareketle, Türkiye'nin yirmi yıl öncesine bakabilir miyiz? 12 Eylül demeçlerinde Kenan Evren, darbe gerekçelerinden birini de, sosyal gelişmenin Türkiye gerçeğinin önüne geçtiği şeklinde açıklamıştı. Peki nasıl oluyor da o dönemin bireyleri, bugünün edebiyatının bunalımlı tipleri olarak edebiyatın başat karakterleri haline geliyor? Kirlenmiş bir yaşama karşı duruşun dinamiklerinin özünde felsefe varsa eğer, bu felsefi duruş çözüm noktasında direnecektir. Bireylerin içinden geldikleri yaşamın karşısında durmaları çelişkili bir durum olabilir. Yanlış olan nedir? Ya da karşı duruş yanlış mıdır? diye de sorulabilir. Hasan Öztoprak Hakikatin Ölümü'nde, ister istemez bu tür soruları getiriyor akla. Çünkü roman, geçmiş dönemin solcuları olan Feridun ve Timuçin üzerinden akıyor.
Orta sınıf denebilecek bir aileden gelen Feridun, üç erkek kardeşin ortancasıdır. Liseye başladığı ilk gün, sınıfa geç girer, herkes sıralarda yerini almıştır. Oturmak için mahcup bir şekilde kendisine yer ararken, Timuçin adlı öğrenci yer açarak, Feridun'u yanına çağırır. Böylelikle Feridun ve Timuçin arasındaki dostluk da başlamış olur. Öğretmen anne babanın tek çocuğu olan Timuçin, "Haksızlığa asla gelemezdi. Arkadaşlarıyla sürtüşmez, ama bir yabancı ona ya da arkadaşlarına sataşmasın, hiç durmaz yumruğu çakardı. Dostları kavga ederken haklı haksız bakmaz girerdi kavgaya." Timuçin'e göre daha temkinli bir kişiliğe sahip olan Feridun, folklor oynayan bir kızın peşinden giderken, siyasetle tanışacaktır. İlgi duyduğu kızın devam ettiği folklor derneğine sözde folklor oynamak için yazılırsa da, 'siyasi amaçla kurulan' dernekte, folklor yerine eğitim çalışmalarına katılacaktır. Feridun hayatla ilgili problemlerinin çözümünü dernekte bulmuştur, bütün enerjisini oraya akıtacaktır, "onlara göre, içerde ve dışarda birçok düşman ülkemizi yok etmek için fırsat kolluyordu. Bu oyunu boşa çıkartmak için örgütlenmek ve daha çok taraftar bulmak gerekiyordu. Bu hoşuma gitmişti. Babamla aramızda hep bir çekişme olmuştur. Bunun nedenini bilmiyorum. Benden üç yaş büyük abime gösterdiği yakınlığı, o yıllarda bana göstermezdi."