belki yorumumu abartılı bulanlar olacak ama ben şems-i tebriziyi anlamaya çalışarak okuduğum bu kitabta ( her on sayfada bir ara verdim okuduklarımı anlayabilmek babında) inanılmaz bir atmosfer yakaladım. evet kabul etmeliyim ki kitap anlaşılması zor bir eser. (bence bunun en büyük nedeni günümüzün söyleşilerinin kimlerle yapıldığını biliyor ve karşısındakinin cevaplarınıda alabiliyoruz ama bu eser şems'in değil onu dinleyenlerin kaleminden olduğu için kurguyu çözmede zihninizi bayağı bir zorlamanız lazım) yalnız şems'i ve mevlana ile olan söyleşilerini, harun reşid'den ve ayaz'dan ve leyla ile mecnun'dan ve beyazıt-ı bistami'den. şeyh bedrettinden, ben ilahım diyen Hallac'tan öylesine güzel örnekler vermişlerki öylesine bir tasavvufane düşünceler varki , ANLATILMAZ, YAŞANILIR dedirtiyor insana. keşke şems-i tebrizi hakkında daha fazla bilgi olsaydı günümüz kaynaklarında. ben bu kitabı okurken inanılmaz bir huzur ve iç sorgulamaya kapıldım. her ne kadar tasavvufta anlamadıklarım anladıklarımın kat be kat üstündede olsa, şems'in söylevleri beni inanılmaz etkiledi. bazı yorumlar olumsuz yönde ğörüş belirtmiş , tabikide doğal karşılamak lazım ama bence KESİNLİKLE OKUNMASI GEREKEN BİR ESER. EĞER ŞEMS-İ KENDİ DİLİNDEN OKUMA FIRSATIM OLSAYDI BAŞ YAPIT DERDİM. sözümüzü şems-i tebrizi'nin şu güzel tesbitiyle bitirelim ; Kahır, kendi gözüyle lutfa bakarsa hep kahır kalır. (S.54). Sizin yolunuzu kesecek olan şeytan değildir. Ancak Tanrı gayretidir. Çünkü O'nun size verdiği keremi koruyamazsanız, O'nun gayreti sizden geri kalacaktır. (S.210). Sağlıcakla ve selametle arkadaşlar. inşallah Rabb-ül alemin faydalı ilmlerle donatır bilgi peşinde koşan benim gibi gafilleri...