'Büyücülük' mefhumunun edebiyatla flörtü yeni bir şey değil. Ancak Susan Clarke'ın on yıldan fazla uğraştığı, büyük hacimli kitabı Jonathan Strange ve Bay Norrell sunuluşunda Neil Gaiman'ın deyişiyle 'son yetmiş yılın en mükemmel fantastik edebiyat örneği' yaftasını yiyince durup düşünmek farz oluyor. Gaiman'ın yetmiş yılı nerden başlattığı bilinmese de bu kitabın Yüzüklerin Efendisi, Gormenghast Üçlemesi gibi daha birçok eseri aştığı anlamına geliyor ki bunu söylemek epey iddialı... Tabii Susanna Clarke'ın neredeyse akademisyen titizliğiye yeniden resmettiği 19. yüzyıl başları (kurgusal-gerçekçi) büyücülüğün yüzyıllar boyu etkisini sürdüren bir fenomen olduğu İngiltere tarihi iddialı bir çabanın ürünü.
Dönem 1806 İngiltere'si; aynı Kral (III. George), aynı politikacılar, Napolyon Savaşları, çoğunlukla aynı tarihsel akış romanın dokusuna hakim. Fakat Clarke'ın İngiltere'sinde büyücülük de hakim bir fenomen olarak resmediliyor. Kuzey İngiltere yüzyıllarca büyücü bir kral tarafından yönetilmişken (her nasılsa) dönemin büyücüleri artık büyü yap(a)mayan, büyü tarihi okuyup yazan büyücü 'entelektüel'lere dönmüştür. Ta ki İki büyücünün tekrar döneceği söylencesi yayılıp, Bay Norrell'ın yeteneklerinden etkilenen Britanya hükümeti Napolyon'la savaşmak için onu göreve çağırana kadar. Romanın geri kalanını Norrell'in gönülsüzce işe aldığı öğrencisi Jonathan Strange ve aralarındaki huzursuz ilişkiyi irdelerken, Strange'ın maceraları, Norell'in etrafındaki parazitik züppeler ve Kral'ın hainlikleriyle örülen etkili bir anlatım resmeder. 19. yüzyıl İngiltere tarihini fantastik bir kurguyla yeniden yazan yazar uzun zamanını savaş tarihi, Londra ve Venedik'i araştırmakla geçirmiş. Uzunca dipnotlarında bilinmeyen bir anlatıcının elinden çıkma kısa makaleler, hikâyeler ve yarı efsanevi büyücülerin hayatlarından kesitler, olmayan kitplara ve kahramanlara verdiği referanslarla okuyucuyu adeta genel tarih bilgisinin boşluklarını dolduruyormuş hissi veriyor. Bu aynı zamanda yazarı 'büyüsel gerçeklikten', 'gerçekliğe büyü enjeksiyonu'na salınıyormuş izlenimi de verdiğinden etkileyiciliğine rağmen handikap olarak da düşünülebilir. Romanında 'Austenesk' denecek bir tını estirse de Austen'nin temel sorunsalları bir yana roman düşük bir duyusal atmosferde ilerliyor. Yine de 'büyünün tarihinde' seyretmek isteyenler için etkileyici olabilecek bir çalışma.