Mimariye merakınız olsun olmasın, kesinlikle tavsiye ederim...
"Güzellik bir mutluluk vaadidir. Kaç çeşit mutluluk varsa güzelliğin de o kadar çeşidi vardır."
Demiş Stendhal, Alain de Botton da alıntılamış Mutluluğun Mimarisi'nde, hatta kitabı bu cümle üzerine inşa ettiğini bile söyleyebiliriz. Ne iyi etmiş, ortaya nefis bir metin çıkmış. Benim gibi estetik şeylerle çevrili olmaktan, güzel binalarda uyuyup uyanmaktan, onlara bakmaktan ekstra bir haz duyan biri için çok lezzetli bir okuma oldu.
Alain de Botton malumunuz, gündelik şeylerin felsefesine bakan bir yazar. Kitapları hiçbir zaman devasa derinlikte olmuyor ama bana muhakkak yeni pencereler açıyor, iyi düşünce malzemeleri sunuyor ve bir şeyler öğretiyor, bu nedenle kendisini okumayı epeyce seviyorum.
Mutluluğun Mimarisi de farklı olmadı. De Botton, mimari ile felsefe, psikoloji, politika gibi alanlar arasında bağlantılar kurarak mimariyle, estetikle ilişkimize dair akıl yürütüyor, bir yandan da türlü mimari üsluplara ilişkin bilgiler veriyor, bunları da her zamanki basit, eğlenceli üslubuyla, okuru teknik bilgiye boğmadan yapıyor.
Dünyanın türlü şehirlerinde (Venedik, Londra, Budapeşte, Paris...) daha önce görüp aklıma kazıdığım kimi binalara dair yeni şeyler öğrenmek, onlarla bu kitapta karşılaşmak da pek güzel oldu; ilaveten bir sürü yeni bina tanıdım, mevzubahis şehirlere gidince görmek üzere aklıma kaydettim. Bir de mesela geçtiğimiz yüzyılın en itibarlı mimarlarından Le Corbusier'ye dair çok acayip bilgiler öğrendim, modern olacağım derken çatısı akan evler yaptığı için neredeyse davalık olduğunu, Paris'le ilgili akılalmaz planları olduğunu, yaptığı "cool" lojmanların ruhsuzluklarından ötürü işçiler tarafından baştan aşağı dönüştürüldüğünü filan... Hayattaki her şey gibi mimarinin de teoriye ve fikre fazla odaklanıp gerçeklikle ilişkisini koparınca nasıl işlevsizleşebileceğini, ölü binalar doğurabileceğini çok güzel anlatan hikâyeler var içinde.
Ezcümle, çok sevdim. Bu kitabı Lyon'da, güzel binalarla çevrili bir halde okumak da hazzımı katladı muhakkak. Mimariye merakınız olsun olmasın, kesinlikle tavsiye ederim.
Arkadaş tavsiyesi ile aldım.
"Bakir topraklar üzerine yaptığımız evler bu toprakların sunduğu güzellikten daha fazlasını sunabilmeli bize. Mutluluğun ne olduğunu en kusursuz biçimde, en ustaca anlayabilen binalar inşa etmeliyiz. Hiç değilse bu kadarını borçluyuz üzerine binalar dikerek yok ettiğimiz kırlara, ağaçlara, solucanlara" , s. 301
Felsefe, psikoloji ile mimari ne kadar güzel anlatılmış. Beğendim.
İngiliz yazar Alain De Botton’un en güzel kitaplarından birisidir, Mimarinin Mutluluğu hakkındadır. Mimarinin önemi ve felsefesi ile başlayan kitapta, binaların üslubunda mühendislikle mimariyi (teknik ve estetiği) karşılaştırması, binaların/evlerin önemli şeyler hakkında konuşması, (İslam mimarisinden örnekle) ideal ev/bina tasarımı, (Worringer’den) bir toplum kendinde eksik olanı (ve insana/hayata bakışını) sanatına ve mimariye yansıtmasını ve bir kişinin neyin eksikliğini çekiyorsa onu beğenmesi, (Paris’ten örnekle) binalar/şehirlerle ahlak ilişkisi ve binaların erdemleri, (Londra’dan örnekle) kötü mimarinin tüccarların sonucu olduğu ve sonunda Japon felsefesi ve estetik anlayışları anlatılır. Beğeni ile estetiğin karışmasına ve doğal/biyomimikrik tasarımın unutulmasına rağmen, dünya güzeli İstanbul’umuzdaki mimariyi/şehir tasarımını sıkça düşündürdüğü için bu lezzetli kitabı, Sanat Nedir (Tolstoy), Dünya Sanat Tarihi (Honour/Fleming), Lagom (Dunne) ile birlikte tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okuduğum en sıkıcı alain de botton kitabıydı. Biraz dar bir kitleye hitaben yazılmış. Mimari ve şehir planlamacılığı ile ilgilenmiyorsanız sarmayabilir. Şayet Alain De Botton okumaya bu kitap ile başlasaydım muhtemelen yarısında sıkılır ve bırakırdım. yine de okuruna katkı sunan bir kitap
•sayfa 97•
Küçücük özelliklerinden yola çıkarak nesnelere bir kisilik atfedebiliriz (örnegin bir kadehin kenan birkaç derecelik farkla disa dogru kivrilsa biz ona mütevazi degil, kibirli bir kisilik atfederiz) çünkü insanlar baglaminda hep yaptığımız bir iştir bu.
insanların tenlerinden, dokularindan, kaslarindan yola çikarak onlarn kisilikleriyle ilgili bir sonuca variriz. Mekanik anlamda aralarinda yok denecek kadar küçük bir fark olan iki göz hareketinden birini özür, ötekini kendini begenmislik diye yorumlariz. Bir insanin alnina bakarak bazen onun bir seye odaklandığını, bazen de kaygili oldugunu düsünürüz. ağzın aldığı, bir sekil bazen somurtkanliga, bazen derin bir aciya isarettir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mimarinin gelişimini, neleri kapsadığını psikolojik ve felsefi açılardan da ele almış, anlatımı oldukça yalın yazılmış, güzel bir eser. Farklı bir eser okumak isteyenler ve mimarideki genel kültürünü arttırmak isteyenler için güzel bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mesleki ama aynı zamanda hayatın içinden verdiği bilgilerle, keyifli bir yolculuk yapıyorsunuz yazarla. Mimar olanların muhakkak ama olmayanların da okuyabileceği, güzel bir kitap. Çevreyi, farklı bir çerçeveden izlemenizi sağlıyor. Tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hocamın tavsiyesi üzerine okudum. Mimarlığı tanımamda bana çok yardımcı oldu ve bakış açımı geliştirdi. Tasarıma, sanata ve mimarlığa ilgi duyan herkesin keyifle okuyabileceği bir kitap. Eminim ki çevrenizdeki her şeye hatta kendinize bakışınızı bile değiştirecek bir eser.
İnsanın okudukça, hayatındaki önemli kitapların yerlerinin değişmesi yani sıralamanın değişmesi çok önemli geliyor bana. Bu kitap ilk beşe girmiştir bende. Ömrümüz boyunca tek bir kitabı ilk sırada taşıdığınızı düşünsenize... Bence gelişmeye tamamen zıt bir durum olur bu.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Mimari kavramını değişik şekilde ele alarak bizlerin anlayacağı ve daha farklı şekilde değerlendirme yapmamızı sağlayacak, güzel akılda kalıcı eser. Kitabı okuduktan sonra kullandığınız eşyalara bakışınız değişebilir.