Dostluk mu, görev mi, aşk mı? Hangisine öncelik verirdiniz? Sakkara’nın Kumları, üç insanın yaşadığı etkileyici, aksiyon dolu bir o kadar da duygusal bir Glenn Meade klasiği.
Kitap, 1943 Kasım’ında Mısır’da geçen gerçek bir hikayeyi temel alıyor. 2. Dünya Savaşı Almanya’nın aleyhine dönüyor. Çaresizlik içindeki Hitler ve üst düzey komutanları savaşın seyrini değiştirecek bir operasyon planlıyor. Amaç; Mısır’daki uluslararası bir konferansa katılacak olan Amerikan Başkanı Roosevelt ve İngiltere Başbakanı Churchill’i öldürmek!
Sakkara’nın Kumları, bir hedefe kilitlenmiş insanların sürükleyici, itikat ve feraset dolu öyküleri yönünden yazarın Kar Kurdu kitabıyla birçok benzerlik içeriyor. 1953 yılında geçen Kar Kurdu’nda da, Amerikan Başkanı Eisenhower, soğuk savaşın dayanılmaz baskısı sonucu Stalin’e suikast planlıyor ve bir grup ajanı Rusya’ya gönderiyordu.
Kısa özete geçmeden önce yazarın notunu belirtmek istiyorum. Bu operasyon gerçekten de planlanmış ve başarılı olmasına ramak kalmış! Son anda tutuklu durumdaki bir Alman casusunun itirafı ile suikastler engellenmiş.
Operasyonu gerçekleştirmek üzere Alman askeri birimleri Abwehr ve SD tarafından bir ekip oluşturuyor. Plana göre, arkeoloji grubu kılığında Mısır’a gidecek olan bu ekip, Roosevelt ve Churchill’in kalacağı yeri belirledikten ve suikastın ayrıntılarını kararlaştırdıktan sonra Berlin’e haber verecektir. Daha sonra Roma’dan hareket eden Alman paraşütleri Kahire’ye gelerek bu planı uygulayacaktır.
3 erkek ve 1 kadından oluşan ekip büyük zorluklardan sonra Mısır’a varır ve gerekli istihbaratı yaparlar. Johan Halder ve Rachel Stern bu ekibe istemeyerek katılmışlardır. Çünkü naziler her ikisinin de aile üyelerini zindanlarda tutmaktadır ve istekleri yapılmadığı taktirde öldürülecekleri kesindir.
Suikasti haber alan Mısır’daki müttefik kuvvetleri, gelen Alman ajanlarını yakalamak için Amerikan istihbarat subayı Harry Weaver’ı görevlendirir. Yalnız burada bir handikap vardır. Harry Weaver, gelen ekipte bulunan Johan Halder ve Rachel Stern ile savaştan çok önce tanışmışlardır ve dostlukları halen devam etmektedir. Üstelik hem Weaver hem de Halder Rachel Stern’e aşıktır!
Çizginin iki tarafındaki bu insanların yaşadığı iç çatışmalar, soluk soluğa yaşanan kovalamaca ve nihayetinde romanın özünde bulunan tarihi gerçeklik, bu kitabı gerilim / macera türünü seven okuyucular için kesinlikle okunması bir eser haline getiriyor.