Osmanlı'nın 2. Meşrutiyet Dönemi aydınlarından Ziya Gökalp bu eserinde Harsı (kültür) her toplumun kendine özgü ve milli, medeniyetin ise aynı gelişmişlik seviyesindeki toplumların harslarının; yani kültür ve sosyal yaşam tarzlarının birleşmesiyle oluşan milletlerarası bir kavram olduğunu, medeniyetten istifade eden her toplumun medeniyetin çağdaş unsurlarını kendi harsı (kültürü) içerisinde özümseyerek diğerlerinden farklı biçimde yaşaması gerektiğini söylüyor.
Ayrıca Türk Milletinin ayakta kalabilmesi için Avrupa Medeniyetine ulaşması, bunun için de Avrupa Milletlerinin harsını, yani yaşam tarzını değil, medeniyetini; yani sanayisini, iktisadinı, bilimsel icatlarını vb alıp kendi Türk - İslam harsına uyarlaması gerektiğine dikkat çekiyor. Avrupayı bu şekilde örnek almadıkları için de Tanzimatçıları olumsuz eleştiriyor.
Bununla beraber yazara üç hususta katılmıyorum. Birincisi Osmanlı idarecileri'nin Türklere "Eşek Türk" demeleri. Osmanlı millet ayrımı yapmamıştır ki zaten Osmanlı'yı kuranlar da Türkmen aşiretlerindendi. Görünen o ki burada o dönemin gereksinimi olan "Türkçülük" fikrini oluşturmak isterken Osmanlı'ya çok haksız davranmış.
İkincisi Türk Musikisi'nin Farabi aracılığıyla Bizans kültüründen alındığını söylüyor. Bugün Türk Tarihi araştırmalarına bakılırsa Türk Musikisinin Uygur Türklerine kadar (daha öncesi de olabilir) uzandığı görülür. Anlaşılan burada da karşıt görüşlü Tarihçilerimizin Türk Tarihi Araştırmacılığını başlatması için kendi tezini ortaya atmış.
Üçüncüsü Servet-i Fünun dönemi yazarlarını çok karamsar, kuşkucu ve ümitsiz bulduğunu söylüyor. Servet-i Fünunla beraber edebiyatımızda roman yazımının başladığına ve romanların da kişilerin ruh halini yansıttığına göre yazarlar eserlerine gerçekçi duygular yüklemek için kendilerini kaptırmış olamazlar mı?
O dönemdeki bütün çağdaşlaşma yanlısı aydınlarımız gibi Ziya Gökalp de Avrupadaki sosyolojik gelişmeleri takip edip toplumumuza hızlıca uygulamak istemiştir. Bu nedenle sonraları bir çok hususta eleştirilmekle beraber Atatürk'e danışmanlık eden, tezleriyle Atatürkün düşüncelerini tıpkı güneş gibi aydınlatan, Cumhuriyetimizin de fikir babası aydınımızdır.