Deliliğin İmalatı Hakkındaki Yorumlar

...!!!... 17.04.2010
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Öncelikle kitaptan beklediğimi bulamadığımı belirtmeliyim.Kitaba başlarken antipskiyatriye daha bilimsel yaklaşan bir düşünce bekliyordum ama kesinlikle öyle değil.400 sayfalık kitabın tamamında ortaçağdaki cadılık anlayışıyla bugünkü psikiyatri karşılaştırılıyor ve bunun dışında hiçbir şey yok.Yazar sürekli psikiyatriyi eleştirmiş ama olumlu yönlerinden hiç bahsetmemiştir.Günümüzde birçok insan yaşadığı hezeyanlar nedeniyle psikiyatristlere istekleriyle gitmektedirler.Antipsikiyatri konusu sadece şizofreni gibi dışarıya zararı olmayan ve tedavi etmek gibi bir durumu ve hastalık tanısı konulamayan durumlarda tartışılmalı.Örneğin yazar neredeyse psikopat ve sosyopat gibi kişilik tiplerini bile topluma serbest bırakmayı öneriyor ama öyle kişiliklerin toplumdaki zarar verdiği insanların hakkından hiç bahsetmiyor.Bunun dışında kitabın büyük bölümünde eşcinselleri savunmakla geçirmiş.Belki tanı olarak kesin birşey konulmamıştır ama toplumun istemediği bir tipse eşcinseller o toplumda yaşamamalıdır.Örneğin toplumun %90'ından fazlasının dışladığı birini zorla o topluma adapte edemezsiniz.Yazar burda da tek taraflı düşünüyor ve eşcinselleri destekliyor ama bazı kültürlerde eşcinseller istenmeyebilir.Eşcinselleri topluma bıraktığınızda halk onları doğal olarak zaten dışlayacaktır belki de...
Bunun dışında kitapta bir çok noktalama yanlışı gözüme takıldı ve baskısını da çok beğendiğimi söyleyemem.Antipsikiyatriden çok ideolojik bir kitap olmuş.Antipsikiyatri alanında bilgi edinmek istiyorsanız bence Kemal Sayar gibi çok daha başarılı eserler çıkaran ve Türk olması nedeniyle de yazdıkları bizim kültürümüze ve anlayışımıza çok daha yakın olan kaliteli kitapları okumanızı tavsiye ederim...Bu kitap 422 sayfalık bir zaman kaybı bence...
Yanıtla
10
7
Destekliyorum 
Bildir
KY-230877 30.08.2008
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
diğer kitabı vahşi dil'deki nokta atışı tarzında modern hayat eleştirisini daha kapsamlı bir çalışmaya dönüştürmüş szasz. vahşi dil'in şerhi gibi ama kesinlikle ondan daha çok sabır isteyen daha nitelikli bir eser. "çarşı her şeye karşı"ya varan bir şey hissediyrsunuz okurken ki bu da okurun karşısında tamamen ütopik bir yazar olduğunu düşündürebilir. ne de olsa kökten sorgulayıcı biri var karşımızda. adı, konusu vesairesine bakıp foucault'yla karıştırmamak gerek.
Yanıtla
4
4
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
219252
05.06.2016

Altbaşlığı "Engizisyon ve Akıl Sağlığı Hareketi Üzerine Karşılaştırmalı İnceleme" olan bu kitap, vaktiyle engizisyonun cadı, yahudi ve sair dışlanmış-ötekileştirilmişlere uyguladığı metodik işkenceyi bugün kurumsal psikiyatrinin uyguladığını muhteşem detaylar ve anekdotlarla açığa seriyor. Anti-psikiyatri akımının kuvvetli bir temsilcisi olan yazar, çağdaş psikiyatri tekniklerine ve devletin emrindeki bürokrat psikiyatristlere okkalı bir şamar atıyor. Sorgulatan, irkilten bir kitap!
Yanıtla
0
1
Destekliyorum 
Bildir
sukrukesim 21.07.2008
Bu yıl okuduğum eserler içerisinde beni en fazla etkileyen kitaplardan biriydi diyebilirim..Dili son derece yalin,akici ve okumak için ayrica bir eğitim almanıza gerek yok;fakat çok seçenekli düşünmeniz gerekiyor.Albert Camus'un önsözüyle başlayan kitap,OrtaÇağ'da kurulan Engizisyon mahkemelerinin dini ideoloji kullanarak cadi kavramini insanlara kabul ettirdiğini;bugun ise bilimin gücü kullanılarak "deli" kavramının zihinlere dayatildiğini ikisi arasında çok çarpici benzerlikler ortaya koyarak bizlere sunuyor.Yazar, organik hastalıklarla akıl hastalıklarını birbirinden ayirt etmek için birbirinden güçlü tezler ortaya sunuyor.Örneğin Deutsch,Gregory Zillboorg gibi psikiyatristlerin Ortaçağ'da cadı ya da şeytan diye nitelendirilen insanlarin aslinda akıl hastasi olduklarını soyleyerek eskiden kalan teolojik devletlerinin cadiyi iyileştirici vaatlerinin yerini,bugun kurumsal psikiyatrinin bilimsel yontemleri çarpitarak yine akıl hastasi olarak tanımladıkları kişiler üzerindeki baskısı aldiğini çarpici bir şekilde sunuyor.Deli diye birşey olmadiğini,akıl hastalığı dediğimiz şeyin istenmeyen davranışlar bütünü olduğunu öne sürüyor..Sapmayi yaratan şeyin toplum olduğunu,sapma dediklerimizin toplumun kurallarin ihlali olduğunu gösteriyor.Böyle bakıldığında sapmanın bir davraniş bozukluğu değil diğer davraniş sahiplerinin düzenlediği bir metot olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorsunuz..Yazarın aklıma kazinan şu sözleri dikkate almaya değerdir:"Psikiyatristlerin en büyük yalanı hastayı kendinden ve toplumdan koruduğudur,çünkü bu tıp dunyasinda özerk bir alanı tekelinde tutan psikiyatristin en önemsiz özelliğidir.Ne var ki bunun vurgulanması birçok çevrede hoş karşılanmıyor".Bütün bunlari ticari kaygı taşimayan ve sadece insanlarin kendi ruhsal durumundan rahatsiz olduklari,zorla kapatilmayi reddettikleri durumlarda onlara karşi uygun tedavi yonteminden yana olan doktorun ağzindan duymak çok ilgi çekici.Onun bu etik ve ayricaliği hakeden muhalif duruşu fikirlerine katilsak da katilmasak da dikkate değerdir.

Kitabın bir başka olumlu özelliği kategorilere ayrilmiş başlıklar altında yine bu konuyla ilgili önemli düşünürlerin sözlerinin yer almasi.Sarte,T.S.Eliot,Michel Foucault,Soren Kieergaard,Dostoyevski gibi ünlü yazar ve düşünürlerin konuyla ilgili sözlerine rastlamanız mumkun...
Deliliğin Tarihi,Kliniğin Doğuşu gibi eserleriyle bu konuya değinen ve çağa damgasını vuran Foucault'un yapitlariyla ilgilenenler bu kitabi mutlaka okumalılar.
Yanıtla
10
3
Destekliyorum 
Bildir