Eğer romanızı yazıp bitirmişseniz ve bu bitirme hadisesinin üzerinden kırk ıl geçtiği halde kimse romanınızı yayımlamaya yanaşmamışsa. Yorgunluğunuz dayanılmaz boyuta ulaşmış demektir. Bu yorgunluğu bertaraf etmenin yolu ümit etmeyi sürdürmektir. Çünkü bu kadar zaman bekledikten sonra vaz geçmek artık korkalıkla eşdeğerdir, değilse bile eni konu inadın kırılmasıdır. Eğer bitmiş bir romanınız ve yatağa mahkum bir kardeşiniz varsa, romanın canlanmasını beklemek için yapabileceğiniz şey bu şahane eseri kardeşinize okumaktır. Kardeşiniz ise kırılmayacak bir inat aşılayacaktır size. Her okunduğunda, her dinlendiğinde daha büyük bir keyif verecektir bu roman, kardeşinize değilse bile size.
Sonra günün birinde zıpırın biri olduğuna emin olduğunuz bir adam size romanınızın yayımlanmasını sağlayacak bir aracı bulduğunu söylediğinde ya arkanızı dönüp gidersiniz ya da kırılmayan inadınız ve inancınızla o adama inanma riskine girersiniz. İçinizde o kadar uzun süre beklemenin getirdiği acelecilikle bu romanın bir an önce yayımlanmasını istersiniz ve bu sizi oltanın ucundaki balık haline getirir. Zira o adam size kötü bir şaka yapmaktadır. Adınız Mario Samigli'dir ve size dünyaya salan adam İtalo Svevo gibi bir üstaddır. Bu şakanın sonuna vardığınızda ne yapacağınızı düşünün, yumruk mu dediniz?