İki gıdımlık İngilizcemle Bir Yerde olarak değil de Orada Olmak gibi çevrilseymiş daha güzel olurmuş diyeceğim. Being There ya, önemli olan olmak. Tam zamanında, tam yerinde olmak. Hatam varsa yüzüme vurup refüze edin, ben de bir daha boyumu aşan işlere girmeyeyim. Haha, şaka lan, sizden bana ne. Ya tamam, gitmeyin hemen ya. Hehe.
Peter Sellers'ın oynadığı filmi de iniyor. Ben kendisinin iki filmini izledim. Birinde panter vardı, diğerinde de üç rolde birden oynuyordu. Bunda da süper oynamıştır zannediyorum.
Kitap. Bu tarz kara mizah gibi yaratılarda iki şey önemli; esas karakterin harbici saflığı ve etrafındaki insanların ne kadar embesil veya kör oldukları. Bu insanlarda her türlü kötülüğü, dalavereyi, işine gelmeyeni kabul etmemeyi vs. görürüz. Roman bir yönüyle politik bir taşlama olduğu için bu insanlar politikacılar. Ya biz direkt Kral Çıplak'ı düşünürsek yerli yerine oturur her şey. Bir de Kemal Sunal'ın kaymakam olduğu filmi hatırlayalım. Tabii o trajikomedi. Olay ortaya çıkar, kötü adamlar utanır ve yüzler gülerken film biter. Karikatürleştirme, tipleştirme tavan yapmıştır orada. Bir de doktor oluyordu Kemal Sunal, o da var. Lakin ki aradaki en büyük fark, Bir Yerde'nin kahramanı Chance'in neler olup bittiğinin pek farkında olmaması. Chance, zeka olarak biraz geri bir kardeşimiz.
Sembolizasyona gel: Chance. Yani diyor ki rastlantı, şans. Olay kabaca şöyle: Chance adında bir bahçıvan var, bu adam yıllar boyunca bir evde bahçıvan olarak çalışıyor. Gitmesine izin vermiyorlar, giderse cehenneme gideceğini, kafasına inek düşeceğini falan söylüyorlar. Chance de bir yere gitmiyor, odasında televizyonuyla yaşıyor, bahçesiyle yaşıyor. Çok uzun bir zaman boyunca. Bundan sonrasında ayrıntıları yanlış hatırlıyor olabilirim. Bir gün evin sahibi ölüyor, sahibin ortağı olduğu sigorta şirketinden adamlar geliyor ve Chance'ten orada çalıştığına dair bir kanıt sunmasını istiyorlar. Chance'e kırk yıl boyunca hiç ödeme yapılmamış, Chance kırk yıl boyunca hiç hasta olmamış, işine dair bir belge yok haliyle, doğumuna dair bir iz yok. Hiç; sanki hiç var olmamış gibi. Uygar dünyada Chance'in yaşadığına dair hiçbir bilgi yok, çünkü dünyaya belgen olmadan yaşadığını kanıtlayamazsın. ABD'de bir adam vardı, yeni haber. Adama dair hiçbir bilgi yok. Hiç, aklınıza adama dair ne kadar detay getirebilirseniz getirin, hiçbiri yok. Böyle bir dünyada insanlara ilginç gelen de bu. Eski zamanlarda yaşamayı isterdim. Kimliğin yok, ehliyetin yok, tapun varsa da olsun o kadar artık. Ne rahat. Oğlum dünya ne hale gelmiş ya.
Neyse, şutlanıyor Chance ve kendini sokakta buluyor. Bacağı bir araba arafından eziliyor ve arabadan E. E. çıkıyor, kendisi First American Financial Corporation'ın esas adamı Benjamin Rand. ABD başkanı falan eline bakıyor, öyle önemli bir şahıs. Buradan al götür konuyu, gittiği yere kadar. Başkanla tanışıyor Chance, televizyondaki çok önemli bir programa katılıyor, ünü alıyor yürüyor ondan sonra. Ruslar bunun geçmişini araştırmaya başlıyorlar, o sırada bir Rus ajanı afişe oluyor. E. E. buna aşık oluyor, bir davette gay bir arkadaşla ilginç olaylar yaşanıyor. Sadece politik bir kara mizah yok olayın içinde, duygulardan kısmen arınmış bir insanın, bir televizyon robotunun hayatı işte.
Chance'in dünyasında neler var mesela. Televizyon var bir tek. Medyaya sağlam bir giydirme de söz konusu dolayısıyla. Saksıya fesleğen gibi oturturum anlamı da çıkar.
"İstasyon değiştirirken kendi de değişebilirdi. Bahçedeki bitkilerin çeşitli dönemlerden geçmesi gibi, o da çeşitli dönemlerden geçebilirdi ama düğmeyi sağa veya sola çevirmekle, dilediği kadar çabuk değişmesi de mümkündü. Bazı kereler, televizyondaki kişilerin yaptığı gibi, ekrana yayılabilirdi. Düğmeyi oynatmakla Chance başkalarını gözkapaklarının altına çekebilirdi. Böylece, varlığını başka hiç kimseyle değil, sadece kendine, Chance'a borçlu olduğuna inanmaya varıyordu."
Olaylarda Chance'in televizyonda gördüğü insanları taklit edip çeşitli vaziyetlere mükemmel uyum sağlaması, medyayla sistemin mükemmel uyumunu gösteriyor. Bir kişi de çıkıp demiyor ki, "Lan bu adamın kafası pıtık," diye. Öylesine kamufle oluyor.
E. E.'nin tanışmaları esnasında Chance'i ve gardener'ı Chauncey Gardiner olarak anlayıp Chance'e kimlik kazandırması da çok güzel. Bir sapıklığımı söyleyeyim; yıllar boyunca gerek hocalarım, gerek patronlarım, gerek çeşitli insanlar bana Ufuk dediler, Umut dediler, Uğur dediler. Adım Utku. Lakin düzeltmedim hiçbirini, her biriyle farklı bir kimliğe büründüğümü düşündüm. Hoşuma gitti.
Bu politik insanların konuşmaları, ABD başkanı şahısın Chance'i göklere çıkarması, neler neler. Kitap kısacık bir şey zaten, görüldüğü yerde kaçırılmasın.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kendini hiçbir şeyle sınırlamayan bir varoluş peşinde, Jerzy Kosinski'nin "Bir Yerde" adlı eserinde derin bir sorgulama var. Alışkanlıklardan, zevklerden ve dünyevi bağlardan arınmış bir yaşam anlayışıyla, yazar insana dair en temel duyguları, yalnızlığı ve sosyal etkileşimin değerini irdeliyor. Kahramanın yaşamı, bir boşluk duygusuyla dolu; sevdiklerine yaklaşma arzusu ise onun içsel yolculuğunun merkezine yerleşiyor. Bu eser, okuyucuya hayatın anlamını, insan ilişkilerinin karmaşasını ve yalnızlığın ağırlığını sorgulatırken, aynı zamanda basit ama derin bir varoluşsal bakış açısı sunuyor. Kosinski, bize yaşamın özünde neyin değerli olduğunu düşünmeye sevk ediyor; neyin gerçekten önemli olduğunu keşfetmemizi sağlıyor.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Amerikan Edebiyatında okuduğumuz ve analiz ettiğimiz bir eser. Zaten okuduğunuzda günümüzü çok güzel anlattığını anlayacaksınız. Filmini de izleyin lütfen. Tavsiye ederim...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Chance, gelişememiş bir zekaya sahip, sınırlı sözcükle konuşan ve hayatı sadece televizyon ekranında gördükleriyle algılamaya çalışan bir bahçıvan.Bildiği tek şey bir bahçenin bakımını üstlenmek...Sözcüğün tam anlamıyla bir rastlantı sonucu gelişen olaylar ile müthiş bir ironik-vaka
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
kosinski nin amerika yı eleştirdiği kısa romanı. filmi de harikadır. hatta peter sellers ın kosinski ye, hayatta en çok oynamak istediği karakterin chance olduğuna dair mektup yazdığı rivayeti de vardır.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bir Yerde müthiş bir hiciv kitabı. Aslında günümüz sosyal medyasının, linç kültürünün ve tam tersi yersiz övgülerin ne kadar güçlü şekilde yapıldığının bir anlatısı gibiydi. Çarpıcı olansa, bu kitabın bu sene değil, birkaç sene önce değil, hatta 10 sene önce bile değil, tam 40 sene evvel yazılmış olması. Evet, yanlış okumuyorsunuz abartmanın, övgü ve yerginin bu kadar günümüz diliyle anlatıldığı kitap 1970 yılında yazılmış. Yayın yılını gördüğüm zaman daha çok etkilendiğimi söylemek zorundayım. Kitapta, ömrü boyunca bahçıvanlık yapmış bir adamın, geçirdiği bir kaza sonrasında Amerika'nın kodamanlarından birinin evinde geçirdiği birkaç haftalık süreçte, tüm dünyada büyük bir iş adamı ve ekonomist olarak meşhur olmasını anlatıyor. Aslında ne ekonomist ne de iş adamıdır. Popülistliğe getirilen nefis bir eleştiri.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kosinski’nin ruhsal durumu zaman zaman korkutucu olabiliyor.Travma sonrası karanlığından tedirgin olan okuyucularındanım ve Kosinski gerçekten büyük bir yazar.