Kitap Naksibendilik hakkinda butunluklu bir calisma degil, yazarin cesitli zamanlarda yazdigi Ingilizce makalelerin bir derlemesi niteliginde… Sayilari 90 civarinda olan hatalardan gorece onemsiz veya tartismaya acik olanlari bir tarafa birakip geri kalanlar icinde bazi hatalari da ayni maddede birlestirerek 37 madde halinde yazara ve yayınevine göndermiştim. Tum hatalar duzeltilse bile kitabin arka kapakta yazdiginin aksine bir basvuru kaynagi veya bir klasik olmaya aday falan olamayacagi aciktir, tarikat-i aliyye hakkinda bu kadar hatalarla ve ozensizliklerle dolu bir kitabin yazilip bir de boyle bir iddiayla yayinlanmasini da herhalde ahir zaman alameti olarak gormek lazim. Kitaptaki hatalardan onemli olan bazilarinin kisa bir listesini asagida vermek isterim.
1) 49. sayfada ve 405. sayfada Esad Erbili Hz’nin Mevlana Halid Hz’nin soyundan geldigi yazilmis. Esad Erbili Hz seyyiddir, Mevlana Halid Hz ise Hz Osman soyundandir, simdiye kadar Mevlana Halid’in soyundan geldigi soylenen herhangi bir seyhi de duymus degilim. 405. sayfada Es’ad Erbili Hz’nin manevi takipcileri arasinda Sami Ramazanoglu Hz ve Mehmed Zahid Kotku Hz sayilmis. Mehmed Zahid Efendi baska Halidi kolu olan Gumushanevi koluna mensuptur ve Es’ad efendisiyle bir ilgisi yoktur, bunun tam tersi olarak Sami Efendi Es'ad efendiye baglanmadan once bir sure Gumushanevi dergahina devam etmistir.
2) Yazar 44. sayfada seyh Ubeydullah’in Iran idaresine isyanini Siilik husumetine baglamis, bu yanlistir, bu olay tamamen seyhin koylerine Iranli yoneticilerce haksiz olarak el konmasi sonucu cikmistir, tamamen bir mulk meselesidir. Yazar ayni iddiayi 86. sayfanin dipnotunda ve 510. sayfadaki islam ansiklopedisi maddesinde tekrar ediyor.
3) 237. sayfada "yaygin kanaatin aksine" seriatin emrettigi ibadetlerin tasavvuftaki ozel ayinlerce tamamlanacak eksik uygulamalar veya tarikatin hayata gecirilmesi icin bir on sart olmadigi yazmis. Ben yazarin bu cok temel hatali ifadelerinin hangi birini nasil duzelteyim? Algar’in yaygin kanaat dedigi sey neyin nesidir, hangi musluman seriatin emrettigi ibadetlerin tamamlanmasi gereken eksik uygulamalar oldugunu dusunur ki?? Obur yandan seriatin emrettigi ibadetlerin mukemmelen yapilmasinin tarikatin hayata gecirilmesi icin bir zorunluluk olmadigini dusunen tek bir hak tarikat mensubu var midir, Hamid Algar’in bu ifadesi neyin nesidir? Yazar benzeri bir yorum hatasini 79. sayfada seriat-tarikat-hakikat uclemesinde Mevlana Halid icin seriatin en ustun unsur olmadigini iddia ederek yapmis.
4) 421. sayfada yeralan Islam ansiklopedisi maddesinde Mevlana Halid vefat ettikten sonra arzuladigi birlik bir muddet sonra dagildi, hankahi hicbir zaman tarikat merkezi haline getirilemedi, halifeleri bagimsiz hareket ettiler diyor. Yazar acaba Mevlana Halid’in vasiyetini ve mektuplarini okumamis midir, tarikat cevrelerindeki kanaatlerden habersiz midir de bunlari yazmistir? Mevlana Halid halifelerine hicbir zaman Ismail Enerani Hz’ni mutlak varisi olarak gostermemis, diger halifelerine ona tam itaat vasiyet etmemistir. O bir yana Ismail Enerani Hz de zaten ondan 15-17 gun sonra taundan vefat etmistir. Dolayisiyla Algar’in bu durumu Mevlana Halid Hz’nin cok sayida ve cok genis bir cografyadaki halifelerinin merkezi idareyi koruyamamalari gibi bir yeniklik hikayesi olarak ifade etmesi yanlistir..
5) 81. sayfada Mevlana Halid’in Naksibendilige getirdigi en buyuk yeniligin rabitaya benzersiz olcude vurgu yapmasi oldugunu yazmis. Oysa ornegin Turkiye’de Halidi olmayan bir Naksibendi seyhi olan Suleyman Hilmi Tunahan Hz ki silsilesi Abdullah Dehlevi Hz’nin baska bir halifesinden yurumustur, rabitanin onemine belki en fazla vurgu yapan bir Naksibendi seyhi idi, demek ki rabitaya verilen onemi Halidiligin getirdigi bir yenilik olarak gormek dogru degildir. 242. sayfada yazar bu kez Halidiligin bir tarikat altkolu olarak ortaya cikmasinin en buyuk etkeninin rabita oldugunu yazmis, bu da dolayisiyla hatali bir yorumdur. Bu konuda getirecegim bir baska delil sudur; Naksibendi silsilesinde Imam-i Rabbani'den sonra gelen kendi oglu seyh Muhammed Masum Hz Mektubat'inda rabitanin zikirden daha faydali oldugu ve ondan daha yakin kavusma yolu olmadigini ifade edilmistir ki kendisi Mevlana Halid-i Bagdadi'den 100 kusur yil once yasamistir.
6) 96. sayfada Mevlana Halid’in Istanbul’da meshur sahsiyetlere ders vermesinden sozedilmis, oysa Mevlana Halid Istanbul’a hic gitmemistir..
7) 266. sayfada Erbakan’nin Refah partisinin basarisindan oturu Esad Cosan’a Mehmed Zahid Efendi’ye gosterdigi hurmeti gostermedigi gibi bir ifade var, bu yazarin kendi yorumudur; Erbakan pekala bazi baska muridler gibi Coşan’da Kotku’daki ayni yuksek kemali gormemis de olabilir.
8) 258. sayfada ve kitabin baska yerlerinde Halidilerin 1859'daki Kuleli Vak'asi'na ve 1876'da Sultan Abdulaziz'e karsi yapilan numayislere sebep olduklari yaziyor. Kuleli Vakasina seyh Feyzullah Efendi ve seyh Ismail Efendi istirak etmislerdir ama bunun hazirlik ekibinde farkli kesimlerden bir cok insanlar da vardir, dolayisiyla burada istirakten sozedilebilir, sebep olmaktan sozedilemez. Kuleli Vakasi'ndan 2 sene sonra vefat eden sultan Abdulmecid vasiyetinde her cuma gecesi 10 Halidi dervisinin turbesinde hatm-i hace yapmasini vasiyet etmistir, eger bu vakaya Halidiler sebep olsaydi herhalde boyle bir vasiyette bulunmazdi. Kaldi ki iki tane seyh boyle bir olaya karisti diye "Halidiler" diye genelleme yapmak saçmalıktır.