21Yorum
pinkfl
09.03.2023
Vedat Türkalinin bütün kitapları gibi çok etkileyici ve keyifli bir kitapti
yelizkarbuz
Kitapkurdu
17.04.2020
Keşke bitmese devam etse dediğiniz bir vedat türkali eseri
deu_girl
16.02.2020
Aynı kitabın ilk cildini bitirir bitirmez başladım ikinciye. Devamı olsa okunurdu hani. Akıcı ve ilki kadar etkileyici.
semtor
Kaşif
24.11.2018
Hayatınızda mutlaka iz bırakacak iyi ki okumuşum diyeceğiniz bir kitap.
Umutyasaraktas
31.08.2018
Bir gün tek başına ve güven iz bırakır.
SocialStuides
08.05.2018
İnanılmaz bir kitap kesinlikle okuyun derim.
gökdeniz52
04.11.2017
Vedat Türkali'nin en iyi eseri desek yeridir...
dorukemek
13.09.2017
heyecen ve efsane devam ediyor ilk kitabından eksiği yok hatta dahada önde olduğunu söyleyebilirim
bahar Ulaş
03.04.2017
çok güzel ve çok akıcı..
METİN5
14.12.2016
Müthiş keyifli bir roman aldığıma değdi Yazarın eline sağlık.
21mithrandir
Üstat
11.10.2016
Şok etkisi yaratabilecek bir roman. Taviye ederim.
kadirferit
19.11.2015
Vedat Türkali'nin ustalığı yine romanına yansımış. Son derece sürekleyici bir kitap, bitirince çok üzüldüm, sanki içimden bir parça koptu.
delican_21
08.09.2015
Her bir karakteri içimize işlercesine, olayların içerisinde varlığımızı hissettirircesine dökülen her kelime her harf için Vedat TÜRKALİ'YE saygılarımı sunuyorum yüreğine sağlık koca insan
gypsy76
Kitapkurdu
11.06.2014
1940lı yılları çok güzel anlatmış. Yazar cumhuriyet sonrası siyasi tariini sosyal hayatı sıkmadan olaylardan kopmadan anlatıyor.
KY-1014422
11.01.2013
GÜZEL VE SÜREKLEYİÇİ BİR KİTAP 2. DÜNDA SAVAŞI DÖNEMİNİ ROMANDA'Kİ KİŞELERİN DİYALOKLARIYLA OKURA AKTARIYOR. SIKILMADAN VE SEVEREK OKUDUĞUM BİR KİTAP
aliakseki
Kaşif
24.10.2011
Tekrar tekrar okunası dönem ronamı..1940'ların Türkiye'sini anlatan benzersiz olan romanın ikinci cildi de ilki gibi bir solukta okunuyor...Yarım bırakmadan bir çırpıda akıp mgidiyor.
seeeercn
18.09.2009
1. cildi okuyupta 2. cildi okumamak mümkün mü?...
bademşeker
Kitapkurdu
05.11.2008
Tarihe ışık tutan, ve ele aldığı dönemi çok güzel ve gerçekçi bir anlatımla aktaran, türkçenin çok yalın bir şekilde kullanıldığı nefis bir Vedat Türkali kitabı. Türkiyedeki komünist parti sürecini öğrenmek isteyenler için doğru bir kaynak... Tavsiye ederim...
za-us
31.03.2008
vedat türkali'nin okuduğum bu üçüncü kitabı dahada alıp okumayı düşünüyorum.yazar güzel kitaplar yazıyor.
ginza
24.01.2008
Birinci cilde yazdığım yorumdaki düşüncelerim aynen devam ediyor.
Bahsettiği dönem gerçekten ilginç, incelenmeli. O dönemden bahseden kitapların okurlara da topluma da faydalı olacağını düşünüyorum-günah çıkarma bir anlamda-eğriyle doğruyu ayırdetmek lazım. Sadece üzülmek yetmez, düşünmek de lazım.

Vedat Türkali gerçekten usta bir yazar. Kitabın kurgusu da çok sağlam-işkence bölümlerinde biraz dağılmış gibi geldiyse de sağlam. Aşkın sıkıntısını ve üzüntüsünü de-yani karanlık tarafını gerçekten hissederek ve hissettirerek anlatıyor-Kayıp Romanlar'da da dikkatimi çekmişti. Kitaplarını zevkle okudum.

Tabii bu kadar usta bir yazar olması, Vedat Türkali'nin bahsettiği sorunlara mantıklı hiç bir çözüm getirmemesini engellemiyor. Vedat Türkali'nin çözümlerinde eline silahı alan ölüyor öldürüyor. Türkiye için önerdiği iyi yolların hiç biri de bana iyi gibi gelmedi. Kendisiyle aynı siyasi görüşü paylaşan diğer entellektüellerin de böyle düşünüp düşünmediğini bilmiyorum-ama bir ülke için iyi olan bir yol, aynen alınıp uygulandığında bir başka ülke için iyi olamaz. Bunun üstüne bir de Türkali'nin Atatürk'e (her konuya olduğu gibi) aşırı tepkisel yaklaşımı konunca, kendisinin çözümlerini ciddiye almakta zorlanıyorum ben. Atatürk'ün putlaştırılmasına ben de karşıyım, tanrı gibi uzaktan bakılmasına ve yaptıklarının insanüstü görülmesine de-bunlar insanı tembelliğe itiyor çünkü. Ama Vedat Türkali'nin Stalin'le Atatürk'ü karşılaştırıp Stalin'in devrimini Atatürk'ün yaptıklarından üstün bulmasına da doğrusu hayret ediyorum-ve zeki ve engin bilgili bir insanın bu düşüncesinde yine kötü niyet arıyorum. İnsanın kendi ülkesinde tüm dünyanın örnek aldığı kendi insanına uygun, kendi kanıyla canıyla bedelini ödediği devrimini anlaması dururken başka bir devrimi örnek alıp onun getireceklerini özlemek niye acaba?
Madem düşündüğün çözümün ülkenin insanları için en mükemmel çözüm olduğuna inanıyorsun, burada kalıp sonuna kadar mücadele etmek varken Sovyetler Birliği'ne gidip hazıra konmak neden bir de? Sol görüş toplumcu değil midir?

Bu konuda daha çok okumak lazım.
1 2