Nietzsche Ağladığında
Nietzsche Ağladığında
1687Yorum
mlatifastan
Breuer'in Gözyaşları
Merhaba sevgili kitap dostları; Bu yazımda size Irvin Yalom’un Nietzsche Ağladığında isimli romanını yorumlamaya çalışacağım. Yalom yarı gerçek, yarı kurgu olarak yazdığı bu kitabında deha filozof Friedrich Nietzsche ile Psikanalizm’in kurucusu Sigmund Freud’un yakın arkadaşı ve hocası olan Josef Breuer’in karşılaşmasını ve birbirlerine konuşma terapisi yolu ile yardım etmelerini anlatıyor. Bu kitabından evvel Yalom’un “Günübirlik Hayatlar” ve “Divan” kitaplarını okumuştum. "Divan" kitabını hem konusu hem de işleniş biçimi olarak daha çok beğendiğimi ifade etmeliyim. Buna rağmen böyle bir kurguyu düşünmüş olması bile “Nietzsche Ağladığında” kitabını okumak için gayet yeterli bir sebeptir. Kitap 19. yüzyılın son dönemlerinde Viyana'da geçiyor. İşinde başarılı bir doktor olan Josef Breuer buna rağmen evde mutsuzdur. Eşiyle arası gittikçe açılmaktadır. Kendini işine daha fazla vermeye ve evden daha fazla uzaklaşmaya başlamıştır. Yakın dönemde hastası Bertha P. ile yakından ilgilenmesi ve karısının buna tepki göstermesi doktoru yeni bir sıkıntıya sokmuştur. Öte yandan Friedrich Nietzsche ise tamamen başka sebeplerden ötürü bir bunalım içerisindedir. Nietzsche’nin arkadaşı olan ve bazı sebeplerle filozofun yaşadığı bunalımın nedenlerinden biri olan Lou Salomé’nin Dr. Josef Beuer ile buluşmasıyla hikaye başlar. İsminden dolayı hikayenin Friedrich Nietzsche'yi anlattığını düşünürken sayfalar ilerledikçe Breuer'in de gözyaşları olduğu anlaşılır. Varoluşçu bir psikoterapist olan Irvin Yalom kitabını da bu bakış açısı ile kaleme almıştır. Yaşamın anlamlandırılması, bireyin yalnızlığı, kendi var oluşunu bulma gibi konuları kitabında ustaca işlediğini söyleyebilirim. Özellikle Josef Breuer’in Friedrich Nietzsche ile yaptığı sohbetlerde kendini bulma arayışını anlattığı kısımları ve diyalogları çok beğendim. Kitabın sonlarına doğru Doktor Josef Beuer ile karısı Mathilde arasında geçen diyaloğun bir kısmını özellikle beğendim. Çok fazla detaya girip de kitabı henüz okumamış olan okuyucuların tadını kaçırmak istemiyorum ama bahsettiğim kısımda eşi Mathilde’nin Josef Breuer’e verdiği cevapları iyi analiz etmenizi öneririm. Ayrıca Friedrich Nietzsche’nin ağzından anlatılan kısımlarda filozofa ait aforizmaların ve sözlerin bir kısmı etkileyici ve düşünmeye sevk edici türdendi. Üslup olarak da kitap sade ve akıcı bir dile sahip. Yukarıdaki paragrafta kitapla ilgili olumlu görüşlerime yer verdim. Bu kısımda ise olumsuz görüşlerimi paylaşacağım. Çoğunuzun bildiği üzere Friedrich Nietzsche tanrıtanımaz bir filozoftur. Tanrı’yı öldürmüş ve kişisel kurtuluşuna bu yolla ulaşmaya çalışmış biridir. Yahudi kökenli olmasına rağmen Irvin Yalom’un da tanrıtanımaz olduğu bilinmektedir. Yazarın önceki kitaplarında görmediğim bir şekilde bu kitabında tanrıtanımazlığa yönelik alttan alta bir övgü olduğunu sezinledim. Yazarın bu durumu hayatı anlamlı kılmak, dinin boyunduruğundan kurtulmak, yaşamdan keyif almak vb. için ödenmesi gereken bir bedel olarak gördüğünü düşündüm ve bu düşünce şekli beni rahatsız etti. İnsanın dini bütün bir şekilde de hayatını anlamlı kılabileceğini, yaşamdan keyif alabileceğini, kendini gerçekleştirebileceğini düşünüyorum. Ayrıca Friedrich Nietzsche’nin yaşadığı bunalımda Tanrı’yı reddetmesinin ciddi bir payı olduğu fikrindeyim. Yazımı tamamlamadan evvel son olarak kitaptan altını çizdiğim sözlerden bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum. “Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.” (s.103) “İnsanın bütün eylemleri kendisine yöneliktir, bütün hizmetleri kendine hizmettir, bütün sevgisi kendini sevmesidir.” (s.156) “İnsan ruhu, yaptığı seçimlerle belirlenir!” (s.255) Keyifli okumalar..
Berk Ulubeli
Kitapkurdu
“Kendi alevlerinizde yanmaya hazır olmalısınız: Önce kül olmadan kendinizi nasıl yenebilirsiniz?”
Naçizane yorumlarımı siz kıymetli okuyuculara sunmadan önce iki hatırlatma, yazarın hayatı üzerine birkaç satır (eminim birçoğumuz biliyordur) ve bir de tavsiyede bulunma cesaretini göstereceğimi ifade etmeliyim. Tavsiyeyi hemen buraya iliştireyim ki; doğrudan kitabın içeriğinden bahsettiğim kısımları okumak isteyenler için (fazla vakit almamak adına) üçüncü ve dördüncü paragraflara geçebileceklerini hatırlatmış olayım. Keyifli okumalar! Öncelikle; çok çok sıkı bir edebiyat okuru olmadığımı ve psikoloji disiplinine (birkaç sözlük maddesi, birkaç kitap bölümü ve sinema/dizi dışında) son derece uzak olduğumu söylemem gerekir. Böylece yapacağım yanlış yorumlar yahut çıkarımlar için affınızı rica edebilirim. (Ne dâhiyane fikir ama!) Yazarımıza gelecek olursak, kendisi 1931 yılında Birleşik Devletler’de doğmuş ve hâlâ orada yaşayan, psikoloji disiplininde (psikoterapi ve psikanaliz alanlarında da) çalışmalar yürütmüş; bilimsel çalışmalarının yanı sıra edebiyat alanında da başarılar kazanmış son derece önemli bir bilim insanıdır. Kitabı henüz (17.12.2021, 15:00) bitirmiş bulunuyorum ancak üzerine düşünmek için epey zamana ihtiyacım olduğuna neredeyse eminim. Son zamanlarda okuduğum en ‘etkileyici’ roman olduğunu da itiraf etmeliyim. Kitabı okumayı birkaç yıldır erteliyor ve kendime: “Popülizme kurban gitmiş bir roman” olduğu yönünde telkinlerde bulunuyordum. (Ne büyük yanılgı!) Artık kitaba gösterilen ilginin az bile olduğu kanaatinde olduğumu açıkça ifade edebilirim. Herhangi bir mecrada okunan hiçbir yorum (şu an satırlarını okuma nezaketi gösterdiğiniz ben de dahil olmak üzere) kitabı ve muhtevasını (içeriğinde neler barındırdığını) anlatamayacaktır. Okumaya ilk başladığımdan bitirmeme kadar geçen süre zarfında kitabı elimden hiç bırakmak istemedim, bazen öyle anlar oldu ki pratik hayatta yapmam gereken bazı işleri dahi ertelemek durumunda kaldım. Romanımıza geçecek olursak (nihayet dediğinizi duyar gibiyim), kabaca; başta Josef Breuer ve Friedrich Nietzsche olmak üzere; Sigmund Freud, Lou Salomé, Anna O. (Bertha) ve Paul Rée arasında geçen bir olay örgüsüne sahip olduğunu söyleyebilirim. Kitap her ne kadar bir roman olsa da Irvin D. Yalom bu eserinde; yukarıda adı geçen isimlerin gerçek yaşamlarından ve bu isimlerin bazı çalışmalarından çokça beslenmiş kurguyu da bu minvalde inşa etmiştir. (Kitabın sonunda bu süreci anlatan bir bölüm okuyucuların dikkatine sunulmuştur.) 19. yüzyıl sonlarının Avrupası’ndan da harika kesitler sunan yazar; Yahudi düşmanlığı ve yaşanan gerilimlerden de bahsetmeyi ihmal etmemiştir. Kitabın -bana kalırsa- en etkileyici bölümleri; J. Breuer ile F. Nietzsche arasında geçen diyaloglardır. Bu diyaloglar sırasında kendinizi; kaskatı bir şekilde önünüzde durup, bıyıklarını tarayan Nietzsche’nin karşısında bulacak, sorduğu sorular ve düşün deneyleri ile rahatsız hissedeceksiniz. Hele bir de herhangi bir şeye karşı ‘ümit’ besliyorsanız, Nietzsche’nin: “Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, işkenceyi uzatır,” fikri tarafından sarsılacaksanız. Kitabın özellikle ikinci kısmında sürekli artan bir gerilim deneyimlediğimi ve bu gerilimin, empati ile harmanlandığı bir anda, korkunç bir seviyeye ulaştığını ancak Irvin D. Yalom tarafından ustaca bir hamle ile yavaşça hafifletildiğine şahit olacak ve kısmen rahatlayacaksınız. Empati duygusu ve okuyucu ile kurulan ilişkinin bu denli yoğun hissedildiği bir başka roman daha okuduğumu zannetmiyorum (elbette bu eksiklik benden kaynaklı da olabilir). Bunun muhtemel sebebi, hemen hepimizin yaşadığı temel bir gerilim ile alakalı olmalıdır. Birileri (yahut aile, toplum) bize sürekli “şunu yap, bunu yap, buraya git, bu ol, onu yapma vb” gibi, çoğu zamanda kendilerinin yap(a)mamış olduğu, isteklerle bir şeyleri dayatıyor ve belki de bizde tüm bunlara kaçınılmaz olarak itaat ediyor, zamanla itaat ettiğimizin bile farkına varamaz hâle gelip 'kendi hayatımızı yaşayamaz' duruma geliyoruz. İşte bu kitap bize ‘özgür olabilmenin dehşetini’ ve belki de anahtarını sunuyor! Sözlerimi sonlandırırken kitabın çevirmenine (Aysun Babacan’a), editörlere, Ayrıntı Yayınları’na ve kitapyurdu’na çok teşekkür ediyorum. Kitabı büyük bir zevkle okudum. Kitabın dili son derece akıcı ki bu noktada çevirmene bir kez daha teşekkür etmemiz gerekir. Orijinal dili ile karşılaştırma yapmadım; ancak kullanılan Türkçe o kadar lezzetli ki kitabın bir çeviri olduğunu unutmak dahi mümkündür. Herkese sağlıklı, bol kitaplı günler!
e8akpinar
Üstat
Okuduğum en iyi romanlar arasında ilk 3'e girer. Romanda birbirini tedavi eden iki hasta görüyoruz aslında. Her ne kadar Brauer Nietzsche'nin doktorluğunu yapıyorsa da Nietzsche de yapılan sohbetler boyunca bir anlamda Brauer'in psikolojik değişimini ve tedavisini sağlıyor. Ve kitap öyle ustaca kurgulanmış ve gerçeğe temas eden noktalar hikayeye öyle güzel yedirilmiş ki kurgu olması sizi üzebilir. Romanın en seveceğiniz kısımları hareketli kısımlardan çok sohbetlerin bulunduğu kısımlar olacaktır. Hacmine aldanmayınız, bir çırpıda bitecek kadar iyi bir akışı var. Bu birbirinin doktoru olan ikilinin karşılıklı tedavileriyle süren kitabın bitmesini istemeyeceksiniz.
yeler66
Kaşif
Kitabımızın yazarı Irvın D. Yalom;Yahudi asıllı Amerikalı psikanalist, psikiyatrist, psikoterapist ve yazar.Yalom, varoluşçu psikoterapinin en önemli temsilcilerinden biridir. Kitap’ta hem kurgu hem gerçek bir arada ‘’Alternatif tarih’’tarzında bir Roman. (tarihte hiç gerçekleşmemiş bir olayın gerçekleştiğini varsayarak ya da bir olayın sonucunu farklı kabul ederek oluşturulan bilimkurgu edebiyatı türüdür.) Yazar karakterlerin(Dr. Josef Breuer, Friedrich Nietzche ve Sigmund Freud) orijinal teorilerine, düşüncelerine tam anlamıyla sadık kalmış . Kitap ayrıca yazıldığı dönemin ideolojik yapısını, sosyal yapısını, ahlaki ve etik değerlerini yansıtmış . Felsefe ve psikolojinin harmanlandığı . Ancak her kitlenin okuyabileceği bir tarzda!Romanlaştırılmış, sürükleyici ,edebi herkese hitap edecek bir BAŞYAPIT Muhteşem bir eser
ryelkn
Kitapkurdu
Yazar felsefi ve psikolojik temaları bir araya getirerek hayal ürünü bir hikaye aracılığıyla Nietzsche'nin iç dünyasını ve fikirlerini sunuyor.Felsefi derinlikleri-güç istenci, üstinsan gibi kavramlar- yanında içsel monologlar aracılığıyla işlemiş.Yine çokça psikolojik unsurlar Bruner'in psikoterapi uygulamaları eşliğinde Nietzsche'nin yaşadığı zihinsel, duygusal mücadeleler ve iyileşme süreçlerine dair çalışmalarla aktarılmış kitapta.Bunun yanı sıra dostluk ve insan ilişkileri kitapta belirgin olarak ele alınmış.Breuer ve Nietzsche arasındaki ilişki sadece bir doktor-hasta dinamiği olarak değil aynı zamanda iki farklı bireyin dostluğu ve bu ilişki üzerinden birbirlerine etkileri , derin varoluş sorgulamaları ve bireylerin kendi kaderleriyle yüzleşmesi üzerinden aktarılmış.Uzun zaman sonra okuduğum ve bana çok iyi gelen bir kitap oldu diyebilirim.Karakterler, olay örgüsü ,yapılan analizler, sorgulamalar tüm beklentilerimi çokça karşıladı.
İsmail Üzgör
Kaşif
Bu kitabı okurken bir roman değil de iki zihnin içinden geçiyormuş gibi hissettim. Nietzsche’nin keskin düşünceleriyle Breuer’in içsel çatışmalarının yan yana akması çok etkileyiciydi. Felsefe ve psikolojinin bu kadar akıcı ve insani bir şekilde anlatılabilmesi gerçekten büyük bir ustalık. Bazı bölümlerde durup uzun uzun düşündüm, bazı cümlelerin altını çizmeden geçemedim. Nietzsche’nin yalnızlığı, acısı ve anlaşılma isteği çok gerçekti; Breuer’in kendi zaaflarıyla yüzleşmesi de en az onun kadar dokunaklıydı. Kitap bittiğinde zihnim dolu ama kalbim sakindi. Hem düşündüren hem de insanın kendine bakmasını sağlayan nadir kitaplardan biri.
acemitilki
Kitapkurdu
⁠Friedrich Nietzsche’nin varoluşsal sancılarını dindirmek için Doktor Josef Breuer ile girdiği kurgusal seanslar üzerinden, felsefe ve psikanalizin doğuşunu muazzam bir zihinsel düelloyla harmanlayan kült bir eser
Gülizar TUNCER
Bilge
Keyifle okuduğum etkisinde kaldığım ve en sevdiğim kitaplardan biri.
Yunus Emre KARA
Zor bir zamanda okudum ve yazarın söydeği gibi "baca temizliği" yaptım.
Pınar Dansık
Üstat
Dr. Breuer ve Nietzsche arasında geçen, içerisinde Freud'un da bulunduğu güzel bir psikoterapi kitabı. Yazar, olayların ne kadarı gerçek ne kadarı kurmaca olduğunu kitabın sonunda veriyor. Yani son ana kadar her şeyi gerçek sanıyor, hatta yer yer afallıyorsunuz. Yalom'un okuduğum ilk kitabı ve çok da severek okudum.
)-(ülya
Kitapkurdu
Çok etkileyiici psikolojik bi roman
Anonymous35
müthiş bir kitap. okurken sıkılıyorum, dikkatim dağılıyor diyenler için harika ötesi bir kitap.
que-como-porque
Üstat
aldım ve kitaplığıma attım,aradan zaman geçti aldım tekrar elime.neydi acaba gözümü korkutan?o kadar akıcı ,okuması kolay ki...3 gün de merak içirisinde ,her fırsat da okuyarak bitirdim.kitap tanıtımın da ümitsizlik ana konu olarak belirtilmiş lakin benim çıkardığım sonuç bambaşka oldu.karşılıklı duygu değişimi ile birbirine şifa olan ,sonucu dostlukla biten paylaşım.zaman ayırmalı,okumalısınız
Aynur Məmmədli
Kitapkurdu
Muhteşem bir kitap. Yazarın en sevdiğim kitabı ola bilir
Ayşe Eren
Bilge
Felsefe kitaplarını pek sevmesem hatta bazen sıkıcı bulsam da bu kitap gerçekten de çok hoş ve diyaloglar da çok zevkliydi
23041978
Bilge
Nietzsche Ağladığında, felsefe ile psikolojiyi etkileyici bir kurgu içinde buluşturan, insanın acılarını ve anlam arayışını derinlemesine ele alan bir roman. Düşündüren diyalogları ve güçlü anlatımıyla okuru hem zihinsel hem duygusal bir yolculuğa çıkarıyor.
nrys
Kaşif
okunması gereken başucu kitaplarından biri
Emine Nur Tüfekci
Kitapkurdu
Son birkaç yılda okuduğum en iyi kitap. Irvan Yalom'un bütün kitapları çok güzel ama bu bambaşka gerçekten. Freud ve Nietzscheyi bir kitapta okumak...
Simla Vatansever Kocaoğlu
Kitapkurdu
Yazar bizi psikanalinizin temellerinin atıldığı yıllara götürüyor. 1882’deyiz. Harika bir kurguyla Josef Breuer, Nietzsche, Freud gibi isimleri de bir araya getiriyor. Breuer ve Nietzsche’nin farkında olmadan birbirlerine “doktor” oluşlarıyla başlayan konuşma terapileriyle bastırılan her bir duygunun gün yüzüne çıkmak için pusuda beklediğini görüyoruz. Kitabın benim için en vurucu olan öğretisi ise, insanlarla kurduğumuz ilişkilerin bazen kişilerden çok kişilere bizim yüklediğimiz anlamlarla ilgili olduğu oldu. Ve maalesef bazen “doğru” anlamları “yanlış” kişilere yükleyerek ilişkileri kendimiz için zorlaştırıp, zor duygularla kalıyor olmamız. Sormalıyız, bu kişi yaptıklarıyla bu anlamı hak mı etti, yoksa ben ihtiyaç duyduğum, hayalini kurduğum anlamları bu kişiye yükledim mi?
Bahadır Can
Herkesin okuyabileceği güzel bir kurgu roman.