Kamil Yıldırım
Kitapkurdu
İnalcık bu kitabında, Osmanlı'nın da bütün patrimonyal toplumlar gibi, sanatkarı himaye ettiğini, kolladığını, bu bakımdan Osmanlı' da da bir rönesanstan söz etmemiz gerektiğini daha en başından belirtir. Toplum elitlerinin kendi çıkarlarına hizmet eden sanatkarları desteklemesi anlaşılabilir bir davranış. Bunun için ille de "patrimonyal" bir toplum olmak da gerekmiyor. Burada asıl sorun, yazarın Rönesans'ı, bir mesenlik sorununa indirgemiş olmasıdır. Bu yanlıştır. Rönesans, antik Batı toplumunun yücelttiği insani değerlere, bu değerlerin merkezinde yer aldığı estetik tavra referans vererek yenilenme girişimidir. Düşünsel pratik bir programdır. Arkasında büyük bir felsefe var. Oraya dayanarak önündeki büyük insancı, demokratik felsefelerin, siyasal anlayışların yolunu açıyor. Yani Rönesans'ı bir "yandaş estetiği" ne indirgemek doğru olmaz. Tarihçi çalışma nesnesine aşık olmamalı. Ona karşı tavır alabileceği bir mesafe bırakmalı.