YasamSorgusu
Kitapkurdu
Bir roman okuduğunuzda nasıl fark etmeden içerisine girip kendinizi bir gölge altında vakitsiz bir varlık gibi hissediyorsanız ve okuduğunuz romandaki bir cümle size bir tokat hızıyla gerçekliğe düşmenize vesile oluyorsa, benimde okuma serüvenimde, gerçekliğin iç karartıcılığına düşüşüme neden olan eser Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ıydı. Ondan sonra aklımı kurcalayan bir tutamak arayışı benim yönümü bulmamın imkansız olduğu, kısa, dolambaçlı ve ışıksız mağaralara sokmuştu. Nasıl olduğunu bilmiyorum ama mağaranın içerisinde geçirdiğim onca zamana rağmen kafam bir türlü Sabahattin Ali’yle çarpışmamış ve karşılaşmadığım her gün için üzüldüğüm romanlarını bulmam pek zor olmuştu.