tonytonychopper
Kitapkurdu
yazarın 1930'lu yıllarda öngördüğü, kurguladığı dünyayı görünce insan dehşete düşüyor. kitapta bir noktadan sonra vahşi dediklerinin mi daha insan, modern dediklerinin mi daha vahşi olduğu konusunda şüphe ediyorsunuz. modernlik duygulardan arındırılabilir mi ya da tümüyle duyguları inkar mı etmeli. içi boşaltılmış, sırf teknolojiyle örülmüş, duygulara sırtını dönmüş, duyguları sorunların kaynağı gören bir dünyada insan şartlandırılsın ya da şartlandırılmasın nereye kadar yaşayabilir? Modernliğin de kendi ayıplarını, müstehcenlerini, kusurlarını yarattığı görülüyor. modern ya da değil her zaman diliminde dışlanan, ötekileştirilen, aşağılanan, küçümsenen gruplar olması da değişmez bir gerçeklik galiba.