Duygu Kulbay
'Baba ve Piç' adlı romanda yazar ermeni meselesi hakkında tek taraflı olarak şahsi düşüncelerini okuyucuya aktarmış. Kitap sayesinde ermeni meselesi hakkında okumaya ve düşünmeye fırsatım oldu ve yazarın yanlı olduğu kanaatine vardım. Ermeniler Osmanlı İmparatorluğu zamanında 'millet-i sadıka (sadık millet) olarak adlandırılmışlardı, acaba neden daha sonra tehcir edildiklerini düşünmek lazım. Bir de tehcir sırasında açlıktan, hastalıktan ermeniler ölmüşler, burda sistematik bir soykırım yoktur, görüşüne kitapta hiç yer verilmemiş. Oysa ki objektiflik bir yazarda hem bulunması çok önemli hem de bulunması çok zor bir özelliktir. Buna rağmen yazarın boş olmadığı, bilgili olduğunu düşünüyorum. Toplumsal olayları iyi gözlemlediği açık. Kitapta pek çok şey var; ensest ilişki, fanatik taraftarlar, kendini entel zanneden insanlar...Romandaki karakterlerin Armanuş dışındaki hemen hemen çoğu uç noktalardalar ve keskin hatlı kararkterlere sahipler. Asya karakteri çerçevesinde boşlukta olan, isyankâr gençlik vurgulanmış gibi geldi bana. Kazancı ve Çakmakçıyan ailelerinin uzaktan akraba çıkması abartılmış
fakat roman alt metni için gerekli bir rastlantı. Ayrıca nar şeklindeki broş da roman dokusu içinde işlenmiş çok güzel ve akılcı bir ayrıntı. Ben kendi adıma romandan şu çıkarıma vardım; kökenimiz ve kimliğimiz ne olursa olsun hepimiz insanız. Sırf insan ortak paydasında birleştiğimiz için herhangi bir ayrıma da gerek yok. Ve sırf insan olup aynı havayı soluduğumuz, aynı gezegende yaşadığımız için de hayatta yollarımız tıpkı romanda olduğu gibi çakışabilir. İşte önemli olan da bu.