elfi
Umberto Eco'nun Baudolino'su ,Foucault Sarkacı ve Gülün Adı kadar beni dehşetle sarmasa da bir üstadın romanı. Baudolino bir yalancı. Bunu size kitabın başında söylüyor ve bundan sonra size yaşamı ile ilgili anlattığı tüm hikayelerin inandırıcılık sorununu baştan kendi sorumluluğundan çıkarıyor. Ona inanıyor musunuz? Bu sizin bileceğiniz iş... O size ne anlatırsa anlatsın, hangi diyarda dolaştırırsa dolaştırsın kuşkunuzu da beraberinizde getirmeniz gerektiğini baştan söylemişti. Kutsal kaseyi arayanların yolculuğu anlatılıyor romanda. Kutsal kase ve diğer kutsal eşyalar bir yalanın ve kandırmacanın ürünü haline geliyorlar. Şöyle de düşünülebilir: Bir eşyaya kutsallık yüklememiz onun gerçek varlığından ziyade bizim için temsil ettiği düşünce nedeniyledir. Siz onun gerçekliğini kabul ettikten sonra o artık gerçektir. Yalancı Baudolino'nun hikayesine inanmak istiyorsanız o gerçek bir hikayedir artık...