kara cahil45
Kitapkurdu
Her şeyden önce bu kitabı yazan Üstad Sayın İskender PALA'ya teşekkür etmeyi bir borç bilirim.Klasik Türk Edebiyatı'nın yaşayan bir şubesi ,yaşayan tarihi.Bir edebiyatçı olarak Divan Edebiyatı'nı bu kadar başarılı ve akıcı bir şekilde anlatan bir profesöre hayranım.İnşaallah kendi çizgisinde öğrenciler yetiştiriyordur.Çünkü bildiğim Divan Edebiyatı alanında çalışmalar yapan ve eserler ortaya koyan akademisyenler bu konuda üstad kadar başarılı değiller.Bu yorumu yazmadan önce kitap hakkında yapılan diğer yorumları inceledim,incelemeyi gerekli gördüm.Hemen hemen herkese benimle aynı görüşü paylaşıyor.Ancak kime ait olduğunu hatırlayamadğım bir yorumda Feridüddin Attar'ın Aşknamesinden kopya olduğu ima edilmiş.O yoruma karşılık sadece şunu yazıyorum Leyla ve Mecnun da Fuzuli'ye aitti ama sayılamayacak kadar Leyla ve Mecnun mesnevisi var.Bu noktada yorum ön plana çıkmaktadır.Bence üstad sadece bir profesör değil bu yüzyılda yaşayan bir Divan Edebiyatı edebiyatçısıdır.Bir kitabı okurken onu hissetmek çok önemli .Bu da kitabın yazarının ustalığına kalıyor. Bence İskender Pala hakkında ustalığı tartışmanın bir anlamı yok. Kitapta yer alan hikâyelerden Şehnaz Beste biraz hüzünlendirdi beni.Daha önce Kitab-ı Aşk'ta okuduğum Kâni Efendi'nin acıklı hikâyesi gözlerimi doldurdu.(Pervanenin Kanatlarında) Denizler Boyunca Aşk isimli hikâyede Ruhi Efendi ile mülazım Nafi sayesinde Divan Edebiyatımızın bazı dönemlerini yolculuk yaptım. Ama Aşk ve Şiir ile Yollarda hikâyelerini okurken abartmak gibi olmasın neredeyse ağlayacaktım.Aşkî İlyas Efendi'nin Cemile'ye karşı olan sevgisi ile bir tekkede başlayan tasavvufi aşkın çatışması ve Aşkî nin beşeri ve ilahi aşkı bir arada yaşaması,sonrasında Cemile'ye kavuşması ve sonu.Yollarda isimli hikâyede ise Sadi Efendi'nin gerçek aşkın insanın gönlünde olduğunu bu aşkı kendi dünyasında yaşadğını ve GERÇEK AŞK ın nasıl bir şey olduğununu ne demek olduğunu okudum üstad ellerine sağlık.