Berrin Haberveren
Kitapkurdu
Yazarın ilk romanı Kafes; insanı tuhaf bir korkuya sürüklüyor, gerdikçe geriyordu. Gölün Altındaki Ev ise Kafes kadar etkili olmasa da ürküten, garip bir etki bırakan bir roman. Malerman okurları görünmeyen, bilinmeyen ile korkutmayı çok iyi başarıyor. James ve Amelia suyun altındaki o evde dolaşırken kendinizi onların yanında hissedebiliyorsunuz. Her an karanlığın bir köşesinden çıkıp onlara neyin zarar vereceğini merak ediyor, "Acaba başlarına ne gelecek" diyorsunuz. Okuduğum yorumların çoğunda romanın sonunu saçma bulanlar, sonuca ulaşmadığı düşünenler vardı. Ancak ben bu yorumlara katılmıyorum. Evdekinin kim ya da ne olduğunu öğrenmemiz ya da kahramanların ölmesi, delirmesi vs. gerekmiyor. Yazar, bence o kadar gerilimin ardından sonu okurun hayal gücüne bırakmış ve çok iyi yapmış. Ben hala aklımın bir köşesinde Amelia ve James'in hikayesinin devamını yazıyorum.