watermelon
Kitapkurdu
Ahmet Altan'ın yazarlık hayatında iki dönem olduğunu söylemiştim önceki yorumlarından birinde:
"Kılıç Yarası Gibi" ye kadar, babası Çetin Altan'ın tolundan gidiyor gibiydi. Mesela, ilk romanı Dört Mevsim Sonbahar, Çetin Altan okurlarının oldukça hoşlanacağı bir romandı. "Kılıç Yarası gibi" ve "İsyan Günlerinde Aşk" ta ise, Ahmet Altan'ın kendi üslubunu kazanmasına büyük bir mutlulukla şahit oldum. Olayları anlatırken, gerçekleştiği zamanın dilini kullanan akıcı bir üslup, mükemmel denilebilecek kişi tahlilleri, engin tarih bilgisinin romana kusursuz yansıması vs. beni bir A. Altan okuru yapmıştı. "Aldatmak" çıkınca, tereddütsüz aldım. Kitap, son iki roman bir yana dursun, yazarın diğer romanlarıyla bile karşılaştırılamayacak kadar kötü. Durumu şöyle özetleyebiliriz:
Olaylar Yok (Sadece Aldatmak ve Hırsızlık)
Kişi tahlilleri yok
Tasvirler yok
Kitap, sanki bir ilkokul çocuğunun elinden çıkmış. Belki Televizyonda kitabın reklamının yapılmasının sebebi de bu...
Sizi bilmem ama ben, Aydan'ı, Cem'i Hâluk'u değil, Şeyh'i, Mehpareyi ve Hüseyin hikmeti özledim.
Ben eski A. Altan'ı özledim...