ozgur05
Kitapkurdu
Adı bile olmayan bir adam romanın kahramanı. C... Yusuf Atılgan’nın ikinci romanını okudum, diğeri Anayurt Oteli idi. Orada da Zebercet adlı karakter ile aslında bu karakter birbirlerine benziyor. Kendi yalnızlığı içinde toplumun alışık olduğu yapıları zorlayan C..., sonunda toplum tarafından sindiriliyor. Yazar, aslında o kadar güzel bir karakter ortaya çıkarmış ki... Yolda giderken insanlara meslekler uyduran, onların hayatları hakkında öngörülerde bulunan biri. Bazen biz de yapmaz mıyız bunları? Evlilik konusunda hep aykırı düşüncelere sahip. Mesela bir yer var, çok hoşuma gitti: “ Evliliklerde yan yana yatmalar bitirir ilişkiyi. Uyku insanın üzerinden mahrem örtüsünü kaldırır. Düzensiz nefes alış verişler, yellenmeler, geğirtiler, anlamsız sesler insanın gerçek yüzünü ortaya koyar. O yüzden de ayrı yatılmalı.” Ve diyor ki C... : “Ben kimseyle beraber yatmadım.” İnsanlar arasında yakınlığı et sürtünmesine bağlıyor; aşk, bağlılık gibi duygulara inanmıyor. İki kadınla beraber olmaya çalışıyor. Biriyle – Güler ile- beraberken altı aydır göremediği sevgilisini –Ayşe’yi- arıyor gözleri. Güler ile iyiyken onun aile sınırları içine hapsedilmiş yaşamından sıkılıyor ve yazı geçirdiği yerde Ayşe’yi görüyor ve tekrar başlıyor sevdası. Ayşe’nin ailesi yurt dışında olduğu için rahat; ama ailesi döneceği zaman huzursuz oluyor ve kaçmaya çalışıyor. En son Ayşe bunu görüyor ve o gidiyor. Üzerinde hep babasının etkisi var. Evde hizmetçilere sarkıntılık yapan bir baba ve annesiz bir yaşamın yerini dolduran teyze. Ve baba ile teyzenin ilişkileri. İlk gördüğünde üzerine atlıyor babasının ve babası da kulağını çekerken kulağı yırtılıyor. Romanda da sık sık C... kulağını kaşır zaten o yüzden.
Ben beğendim romanı. Okumanızı tavsiye ederim.