Kemal Budak
Sıradışı kitaplara daima ilgi duymuşumdur. Bu kitap da bu yönüyle ilgiyi hak ediyor; ama sadece o kadar. Tamam bazı güzel mesajlar aralara serpiştirilmiş. Mesela modernizm ile medeniyetin ya da ilerleme ile modernleşmenin aynı şeyler olmadığı hususunda tatminkar bir yaklaşım var; ama kitapta anlatılan ve kısmen abartılan olaylara bence günlük hayatımızda ekseriyetle rastlıyoruz. Din duygusu içine yerleşmemiş insanların belirli bir yaştan sonra -öyle bir yaş ki her türlü dünyevi amaca (iş, eş, mal vs.)ulaşıldıktan sonraki dönemin yaşı- arayış içine girmelerinin belirgin örneği. Batı'da profösöründen işadamına kadar her türlü insan kalbini tatmin etmek için kah bir budistin kah bir Hint fakirinin yanına giderek tatmin olmaya çalışıyor. Kendi ülkesinde yatağa bile takım elbiseyle giren bir insanın böyle yerlerde neredeyse çırılçıplak bir halde başkasının emri altına girmesi akıl ve mantık için ne kadar da abes değil mi? Ama dedik ya bir noktadan sonra duygular zapt u rapt altına alınamıyor. İşte kitap bu arayışın en çarpıcı örneklerinden bir tanesi.