Yasin özcan
Kaşif
Kitabın hemen giriş bölümünde bir yazı oldukça dikkat çekicidir.Hoca,yazıda şöyle demektedir:”Bugün Türkiye de ölmek istemeyen bir mazi ile hayata doğmak için çırpınan bir istikbal mücadele halindedir.” Bu satırların 1953 senesinde yazılmış olduğunu göz önüne alırsak eğer;demek ki aradan geçen 55 yıllık bir zaman zarfında bu ülkede hiçbir şey değişmemiştir.Hocanın “ölmek istemeyen mazi”den kastı hiç şüphesiz 27 yıllık tek parti despotizmidir.Ve yine hocanın “hayata doğmak için çırpınan istikbal” sözünden anlaşılan da Menderes hükümeti ve 27 yıllık tek parti zulmüne katlanmak zorunda kalan “zavallı millet”tir.O gün bugündür değişen pek fazla bir şey yoktur.O zaman da laik ve mürteci damgalaması vardı bugünde…

İşte anayasa hukukçusu olan ve İstanbul üniversitesinde yıllarca hocalık yapmış olan Ord.Prof.Dr. Ali Fuad Başgil Hoca bu konuyu bu kitabında işlemiş ve tabiri caizse masaya yatırmıştır.Hoca kitabında din ve laiklik konusunu uzun,uzun tartışmaktadır.Bu iki kelimenin lügat manasından tutunda nasıl anlaşılması gerektiği ve nasıl uygulanması gerektiği konularında fikir serdetmektedir.Hocanın bazı fikirlerine iştirak etmek mümkün olmasa da kimi orijinal fikir ve önerileri de bulunmaktadır.Hoca,bazı görüşlerinde yerden göğe kadar haklıdır.Bazılarında ise ortamın dayatması ile açık olarak fikir beyan edememiştir.Bu duruma sık olarak şahit olmaktayız.Sürekli olarak amacım kimseyi hedef almak ve tenkit etmek değil sadece doğruya ulaşmaktır mealinde sözler sarf etmektedir ki bu o zaman için kısmen anlaşılır bir durumdur.Aksi halde meşhur istiklal mahkemelerinin devreye gireceğini gayet iyi bilmektedir.

Ali Fuad Başgil,din ve devlet konusunu işlerken ve bunların birbirlerine karşı olan durumlarını değerlendirirken ne dinin devlete ne de devletin dine müdahale etmemesi üzerinde durmaktadır.Hocaya göre gerçek laiklik de bunu gerektirmektedir.Hoca,burada durup Osmanlı döneminden örnekler vermektedir.Bu topraklarda ki din ve devlet ilişkilerini üç gruba tasnif ederek ele almaktadır.Birinci grubu Tanzimat öncesi devre hasreder ve derki;bu dönemde din devlete galebe ediyordu.Yani devlet dinin kontrolü altında idi.İkinci mütalaa ise Tanzimat dan sonraki durumu ifade ediyor ve hoca burada yarı dini yarı seküler bir anlayışın hakim olduğunu söylüyor.Üçüncü mütalaası ise Cumhuriyet döneminden sonra ki durumdur ki burada da devletin dine galebe ettiğini söylemektedir ki bu doğrudur.Hoca bu üç grup uygulamanın da yanlış olduğu kanaatindedir.Hocanın fikrine göre din ve devlet tamamen ayrılmalı ve birbirlerinin sahasına tecavüz etmemelidir.Bu görüşün ne kadar İslami olduğu tabiî ki tartışılabilir.Fakat hoca konuya İslami taraftan değil “laik” ilke tarafından bakmakta ve buna göre değerlendirmektedir.Tabi ki biz de laiklik konusunda hoca ile aynı fikirdeyiz fakat laiklik ilkesinin İslam ile bağdaşmasını mümkün görmemekteyiz.

Hocanın üslubu ise gerçekten çok sıkıcıdır.Hocanın Türkçeyi düzgün kullanmadığı kanaatindeyim.Bunun dışında her kitaptan olduğu gibi bu kitaptan da öğrenilecek bir çok şey vardır.Kitap baskı ve kağıt kalitesi olarak da gayet güzeldir.