Mustafasadic
Adında hüzün olan bu roman, gerçek mektupların toparlanmasıyla oluşturulmuş. werther çok içli ve hassas bir insan ve bu onu felakete kadar sürüklüyor. Romanda ilgimi çeken bir durumda şuydu. 1700'lü yıllarda yazılan romanın günümüz şartlarından hiç bir farkı yok. Sanki geçen yıl yazılmış gibi. Yaşamımızda şimdiki durumlar o zaman da aynen gecerli. Her insan kendini çok rahatlıkla Wertherin yerine koyabilir. Kitapta aklımda kalan cümlelerse şunlar: -Bugun Lotte'ye gidemedim, başımdan savamadığım insanlar bana engel oldu. Ne yapayım diye düşündüm. Uşağımı ona gönderdim, sırf onu görmüş biri yanımda olsun diye. Onu öyle sabırsızlıkla bekledim, öyle bir sevinçle karşıladım ki! Utanmasam alnından öpecektim. -Bu dünyada birinin diğerini anlamasi o kadar kolay bir şey değil. -Ara sıra bana dürüstmüş gibi gelseler de onlara güvenemiyorum.