Fatih TÜRKMEN
Bu kitap Brezilyalı zenci kadın, Carolina Maria de jesus’un hatıra defteridir. Kadının sefaletlerle dolu hayatında çektiği açıları dentansı bir şekilde anlatmaktadır. Roman bir gazetecinin tesadüfen bulup okumasıyla ortaya çıkmıştır. Afrika’nın Sao Paolo şehrinin kenar mahallelerinden biri olan Favelada’ki gecekondularda 9 metrekarelik iki göz odada üç çocuğu ile yaşamını (yaşadıklarına da yaşam denecekse) sürdüren bu kadının ve Favelıların yaşadığı insanlık dramını konu edinmektedir.
Kitap Zamanı’nda (aylık Zaman gazetesi eki) ” Benim Kitaplarım “köşesinde Sadık Yalsızuçanlar’ın “Çöplükten Sözlere “ yazısında bu kitabı okumaya yelken açtım. Kitabı okuyuşum da okumanın tadına varmayı ve kitabın cümlelerinin ve kelimelerinin şimdi böyle bir dramı bizlere anlatma ve bizi haberdar etmek için ne kadar yayarlı olduğunu gördüm. Carolina sefil, rezil ve fakir mi fakir bir hayat yaşıyor. Açlığın renginin sarı olduğunu ilk defa ondan öğreniyorum. Bir annenin açlığın boynuna zincir vurduğu yoksulluğun ayaklarına prangalar taktığını , fakirliğin ellerine kelepçe vurduğu ve bu durumdan dolayı çok defa yaşamayı ölmeye yeğlediğini ve inancının buna engel olduğunu ve dua zırhını kuşanarak bu mahkumiyetlere göğüs gerdiğini bizlere göstermektedir. Carolina : “Hayatta yaşamaktan daha zor bir şey yoktur.” diyor. Gerçekten de doğru söylüyor. Carolina bana sahip olduklarımın kıymetini bilmeyi öğretti. Bu kadın, içinde bulunduğu çıkmazlardan, yazarak ve okuyarak çıkmaya çalışıyor. Geceleri kendine gökyüzünden makasla elbiseler kesecek kadar da hayaller kuruyor. Güne her sabah çoğu kez üçte ya da dörtte su almak için sıraya girerek başlıyor ve dilinden sabah şarkıları hiç eksik olmuyor.
Bu kitab; mutlaka her okurun okuması gereken bir kitaptır. Tekrar tekrar okunarak da insanlığımızın cilalanması gerekir. Çöplük, bana: “Hayatta yaşamaktan daha zor bir şey yoktur.” hakikatını yeniden idrak etmemi ve öğrenmemi yeniden sağladı vesselam.