saintsuna
Bütün ampirik anlayışımızla içini doldurup kalıplaştırılmış ahlak dediğimiz duvara karşı koca bir balyoz olmak üzere yazılmış bir kitap, benim biriciklerimden... Hiçbir sıkıntıyla mücadele etmemiş haliyle hiç de yaşamamış birinin içinde ahlak olabilir mi? Varsa ne kadar hak verilebilir? Sürekli saflığı ve tertemizliğin ahlaklılık olduğunu ve böyle kalan insanları melek olarak addetmemizin hiç kötülük yapmamış olmasıyla anlamlandırıyorsak? yani hiç yaşamamış olduğu ömürde kötülük ya da iyilik olur mu? Bu algıya karşı gerçekten hayata batmış belki de hiçbir anlamı kalmamış insanın eylemlerinde ahlaklılığı gözlüyor ve hak veriyoruz. İşte Dostoyevski'nin Kumarbaz adlı başyapıtı!