Yasin özcan
Kaşif
Üstadımız Muhammed Hamidullah’ın Hindistan Bahawalpur da ki bir üniversitede vermiş olduğu on iki konferansın metnidir.Aslında kitabın ismi ile içeriği pek de mütenasip değildir.Bence yayınevi veya kitaba isim veren her kim ise daha uygun bir isim verebilirdi.Çünkü kitabın İslam’ın doğuşu ile pek bir bağlantısı yoktur.Aslında şöyle isim verilseydi daha uygun olurdu “İslam’ın gelişmesi ve kurumları”

Üstadımız Muhammed Hamidullah,yine engin bilgisi ile bizleri aydınlatmaktadır.Bu kitapta Kur’an’ın tarihi süreç içinde nasıl toplandığı ve çoğaltıldığı,Hadislerin nasıl derlenip yazıya geçirildiği,fıkıh ekollerinin nasıl ortaya çıktığı güzel bir biçimde anlatılmaktadır.İslam da eğitim sistemi Hz. Peygamber ve sahabe döneminde ele alınmaktadır.Ayrıca yine aynı dönemlerde nasıl kanun yapıldığı nasıl yargılama yapıldığı da işlenmektedir.Bu konularda oldukça değerli ve yeni bilgiler sunmaktadır.Yine kitapta devlet idaresi-Hz. Peygamber ve sahabe dönemi-güzel bir şekilde işlenmektedir.Takvim ve milletlerarası hukuk konuları da kısa fakat öz bir biçimde ele alınmaktadır.Zaten üstad Muhammed Hamidullah;İslam devletler hukuku uzmanıdır.Onun bu konudaki verdiği bilgilerde daha ayrıntılı ve daha içeriklidir.

Yalnız burada Üstadımıza bazı eleştirilerimde olacaktır.Kitabın bir çok yerinde Hz. Peygamberin Kur’an da hüküm olmayan konularda Tevrat ve İncil’e uymasının mecburi olduğu söylenmektedir.Bu kapsam da sayfa 235 de şöyle bir pasaj buluyoruz “Peygamber(sav),vahiy yoluyla açıkça tadil veya neshedilmedikleri müddetçe kendisinden önceki Peygamberlerin şeriatlarına uymakla mükellefti.Bu durumda,bir savaşta zafer kazanıldığında düşmanların hepsinin-erkek,kadın,çocuk,yaşlı erkek ve hatta hayvanların-öldürülmesini belirten Tevrat hükmüne uyması bekleniyordu” Böyle bir bekleyişin muhakkak ki Allah tarafından olduğu kesindir.Çünkü sözün bağlamından ancak bu anlaşılabilmektedir.Fakat yukarıda alıntılamış olduğumuz bu vahşet tablosunun,şüphesiz ki tahrif edilmiş olan ve Yahudi inançlarını yansıtan bir hüküm olduğu da gayet açıktır.Yani böylesi bir hüküm ancak Yahudi milletinden sudur edebilir.Bunu anlamak için Yahudi dinini biraz tanımak yeterli olacaktır.Dolayısı ile böyle bir hükmün Allah’a atfedilmesini hiç de uygun bulmuyorum.

Üstadımız Muhammed Hamidullah’a ikinci bir eleştirimde sayfa 115 de bulunuyor.Burada Muaviye ile alakalı bir pasaj bulunuyor.Pasaj şöyledir “Biraz istikrar vücuda getirmek ve rejimi iç savaştan korumak isteyen Muaviye,oğlunu hükümdar yapmak için değil Ümmet’in menfaatlerini korumak için hükümdarlık nizamını uygulamaya soktu” Üstad bu sonuca nasıl varmıştır.! Doğrusu ben buna hayret etmekteyim.Az biraz tarih bilgisi bulunan bir insanın bu sonuca ulaşması oldukça zordur.Muaviye gibi bir canavarı Ümmet’in ali menfaatlerini düşünmesini düşünmek ne ile izah edilebilir.! Sorulmaz mı ki;madem bu kadar düşünceli bir insandı da neden bir vali iken isyan etmiş ve binlerce Müslüman’ın kanının akmasına sebep olmuştur.