hasanburkan
Tabatabâî merhûmu yalnızca bir Şiî âlimi olarak düşünmek ona haksızlık olacaktır. O her şeyden evvel İslâm dünyâsının son yüzyılda çıkardığı bir hakîmdir, filozoftur ve düşüncesi Molla Sadrâ mikyasındadır. Ki bu teslîm edilmiş bir hak olup Henry Corbin gibi İslâmî irfân ile çok yakından ve samimiyetle ilgilenen bir müsteşrik kendisiyle söyleşiler yapma isteği duymuştur. Bu eser o söyleşilerin -ki haddizâtında çok kıymetli sahnelerin yaşandığı söyleşilerdir- toplamını içeriyor. Okudukça kendinizi Corbin, Tabatabâî, Nasr gibi büyük insanların arasında, kenarda bir yere oturmuş, kulağınızı onlara vermiş, saygıyla dinliyor gibi hissediyorsunuz. Bu açıdan esere yalnızca Şiî-Sünnî perspektifinden bakmak inanılmaz bir cehl ve taassup eseri olsa gerek.